Yükleniyor...

Yıllık İzinde Olan Kamu İşçisinin Sosyal Yardımları Kesilebilir mi?

Sürekli işçilere, yıllık izin döneminde sosyal yardımların ödenmesinde kamu zararı söz konusu mudur? İş Kanunu hükümleri ve Sayıştay kararları ne yöndedir?
12120-0.jpg

Ali Hikmet UĞURLU

Kamu İhale Mevzuat Uzmanı

Son günlerde, bazı internet sitelerinde bir Sayıştay daire kararından yola çıkılarak yıllık ücretli izin döneminde olan kamu işçisinin “yakacak yardımı” başta olmak üzere tüm sosyal yardımlarının kesilmesi gerektiği, aksi halde kamu zararı çıkmasının söz konusu olacağı iddia edilmektedir.

Peki bu yaklaşımın gerçeklik payı var mıdır? Konuyu tüm yönleriyle ele alarak, sizler için araştırdık.

Öncelikle, tartışmanın nereden kaynaklandığına bakalım.

Sayıştay 6. Dairesi’nin 11.12.2018 tutanak tarihli ve 594 No’lu kararında, Belediye Temizlik Hizmetleri Müdürlüğü’ndeki kadrolu (4/D) işçilere, yıllık izinde oldukları süre boyunca toplu sözleşmeden kaynaklı olarak ‘sosyal yardımlar’ başlığı altında düzenlenen yakacak yardımının ödendiği ve böylece kamu zararına neden olunduğu ileri sürülmüştür.

Söz konusu kararın dayanağı olarak; 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Tatil Ücretine Girmeyen Kısımlar” başlıklı 50’nci maddesindeki, “Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz.” hükmü ile aynı kanunun “Yıllık İzin Ücreti” başlıklı 57’nci maddesindeki yıllık izin ücretinin hesabında İş Kanunu’nun 50’nci maddesinin uygulanacağı hükmü esas alınmıştır.

Aynı şekilde Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 21’inci maddesindeki “İzin ücretinin belirlenmesinde; fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar ve işyerinin devamlı işçisi olup, normal saatler dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler hesaba katılmaz.” düzenlemesi de dayanak olarak ileri sürülmüştür.

Oysa söz konusu bu hükümlerin, işçilerin yıllık izin döneminde sosyal yardımları alamayacağı şeklinde yorumlanması mümkün değildir. Zira söz konusu maddeler, işçiye yıllık izin döneminde ödenen ücretinin hesabında sosyal yardımlar eklenerek yeni bir ücret bulunmasını engelleyici düzenlemelerdir. Yıllık izin döneminde sosyal yardım ödenmesini yasaklayıcı bir düzenleme olarak algılanması hatalıdır.

Hata, “İzin ücretinin belirlenmesinde; fazla çalışma karşılığı alınacak ücretler, primler, sosyal yardımlar hesaba katılmaz.” maddesinin, ‘yıllık izinde sosyal yardım ödenmez’ olarak algılanmasından kaynaklanmıştır. Zira ikisi birbirinden bütünüyle farklıdır.

Örnek vermek gerekirse, Yüksek Hakem Kurulu kararlarının uygulandığı bir kamu işçisinin asgari ücret üzerinden %4 zam alarak çalıştığını kabul edelim. Buna göre;

Aylık Asgari Ücret: 2.558,50 TL
Günlük Asgari Ücret: 85,28 TL
%4 Zamlı Günlük Ücret: 88,69 TL (Günlük Çıplak Ücret)
30 Günlük Çıplak Ücret: 2.660,70 TL
Yakacak Yardımı: 30,00 TL
Çocuk Yardımı: 25,00 TL
Bayram Yardımı: 75,00 TL
Brüt Toplam Ücreti: 2.790,70 TL
1 Güne Düşen Brüt Toplam Ücreti: 93,02 TL

Bu işçinin emekliye ayrılması nedeniyle, sözleşmesi feshedildiğini kabul edelim ve işçinin kullanmadığı 10 günlük yıllık izin hakkı bulunduğunu varsayalım. İşte bu durumda işçinin kullanmadığı yıllık izin ücreti ödenirken işçinin günlük ücreti, 1 günlük çıplak ücreti 88,69 TL olarak dikkate alınır. Yukarıdaki örnekte 93,02 TL olarak verilen toplam ücretin otuzda birini almak yanlış olur. Kullanılmayan yıllık izin ücretinin ödenmesinde işçinin aldığı sosyal yardımlar, ikramiyeler, primler, fazla mesai ücretleri… vs. ek ücretler dikkate alınmaz. İş Kanunu ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin ilgili hükümleri bu açıdan ele alınmalıdır. Ancak söz konusu maddeleri işçinin, iş sözleşmesi devam ederken kullandığı yıllık izin nedeniyle sosyal yardımların kesilmesi şeklinde yorumlamak çeşitli sakıncalar yaratacaktır.

İşçiye Ödenen Sosyal Yardımlar Hangi Durumlarda Kesilir?

İş hukukunda ve Yargıtay içtihatlarında işçiye ödenen sosyal yardımların fiili çalışmaya bağlı olmadığı, işçi izin kullansa dahi bu yardımları eksiksiz olarak ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak “işçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu sürelerde” yani

  • Askerlik veya bedelli askerlik nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürelerde
  • Doğum sonrası 6 aya kadar kullanılan ücretsiz izinde geçen sürelerde
  • Çok uzun süreli alınan sağlık raporlarında (işçinin ihbar süresi + 6 haftayı geçen kısmı)
  • İşçinin gözaltına alınması ve tutukluluğu nedeniyle geçen sürelerde

işçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu kabul edildiğinden, bu sürelerde sosyal yardımların kıstelyevme (oranlamaya) tabi tutularak ödeneceği ifade edilmektedir.

Yargıtay’ın Bu Konuda Verdiği Emsal Karar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/25460 E. , 2017/15542 K. sayılı kararında;

“Yorumlanması istenen Toplu İş Sözleşmesinin 27. maddesinin E bendinde yer alan “Yakacak Yardımı” yardımı ile ilgili düzenleme şu şekildedir: “Sendika üyesi işçilere her ay 30.-(otuz)TL yakacak yardımı ödenir.” 28. maddenin B bendinde yer alan “Bayram Harçlığı” ile ilgili düzenleme ise şu şekildedir:

“İşverence işyerlerinde çalışan taraf sendika üyesi işçilere Ramazan ve Kurban Bayramlarından önce 75.-(yetmişbeş)’er TL bayram harçlığı ödenir.” Davacı taraf bu yardımlar için işçi ay içinde veya yıl içinde dönem dönem ücretsiz izin almışsa ödemenin tamamının yapılıp yapılmayacağı yoksa çalışılmayan dönemler oranlanarak mahsup edildikten sonra mı ödeme yapılacağının açıklığa kavuşturulmasını talep etmektedir. İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 66. maddesinden yola çıkarak, 66. maddede ücretsiz iznin çalışılan süre olarak sayılmadığından çalışılan süreler yönünden kıstelyevm uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi hükmünde ise bu yardımlar yönünden ay içinde veya yıl içinde çalışılan süreler yönünden kıstelyevm usülü söz konusu yakacak ve bayram yardımlarının ödenmesi gerektiği şeklinde yorumlanmasını kabul etmiştir. Ancak temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan “çalışılan süreler” deyimi belirsiz nitelikte olup, işçi ücretli izin veya … raporu kullandığında da bu ödemelerin yapılması gerekip gerekmediği konusunda duraksamaya neden olacaktır. Nitekim davacının talebi de yalnızca ücretsiz izin durumuna ilişkindir. Ücretsiz izin kullanan işçiye ücretsiz izinde geçen süre için bu ödemelerin yapılması gerekip gerekmediğinin açıklığa kavuşturulması istenmektedir.

Toplu İş Sözleşmesinde yakacak yardımının sendika üyesi işçilere her ay yapılacağı açıklanmış, bayram harçlığının ise sendika üyesi işçiye Ramazan ve Kurban Bayramlarından önce yapılan bir ödeme olduğu görülmektedir. Söz konusu ödemelerin niteliğinin sosyal yardım olduğu, bunların fiilen çalışmaya bağlı olmadığı, sözleşmenin askıda olduğu ücretsiz izinde geçen süre yönünden kıstelyevme tabi tutulamayacağı kabul edilmelidir. Hükmün bu şekilde yorumlanması gerekirken yazılı şekilde yorumlanması hatalıdır.” denmiştir.

Yargıtayın verdiği bu karar, Yüksek Hakem Kurulu kararlarının uygulandığı bir kamu kurumu işçisine yöneliktir. Yargıtay bu kararında sözleşmenin askıda olduğu kabul edilen “ücretsiz mazeret izni” sürelerinde geçen sürelerde dahi işçinin yakacak yardımının kesilemeyeceğini, yani tam ödeneceğini belirtmiştir.

Sayıştay 6. Dairesinin Aynı Konu Hakkında Verdiği Farklı Bir Karar (Yıllık İzinde Sosyal Yardımlar Tam Ödenir)

Öte yandan, Sayıştay 6. Dairesi’nin 29.3.2018 tutanak tarihli ve 543 sayılı Kararında, Yıllık Ücretli İzinde Sosyal Yardımların Ödenmesi konusu irdelenmiştir.

Kararda şöyle denilmektedir;

“Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; …. Belediyesinde istihdam edilen kadrolu işçilere, yıllık ücretli izinde oldukları dönemde sosyal yardımların ödenmeye devam edilmesi sebebiyle kamu zararına neden olunduğu iddia edilmiş ise de;

Anayasa’nın 53’üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” denilmektedir. Bu doğrultuda Belediye ile …Sendikası arasında aktedilen ve 01.03.2014-29.02.2016 tarihleri arasını kapsayan Toplu Sözleşmenin 63’üncü maddesinde; “Bu toplu İş sözleşmesi kapsamındaki tüm işçilere 01.03.2014 tarihinden itibaren aylık brüt 377,33.-TL yakacak yardımı ödenir. 2. yılda ücret zammı oranında arttırılarak ödenir” hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı taraflar arasında aktedilen 01.03.2016-28.02.2018 tarihleri arasını kapsayan Toplu Sözleşmenin 63’üncü maddesinde; “Bu toplu İş sözleşmesi kapsamındaki tüm işçilere 01.03.2016 tarihinden itibaren aylık brüt 450,56.-TL yakacak yardımı ödenir. 2. yılda ücret zammı oranında arttırılarak ödenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Sosyal yardımlar; belli bir hizmet karşılığı olmaksızın işçinin bazı gereksinimlerini karşılamaya yönelik ödemeler olup, sosyal yardımların, iş verimini artırmak, işçilerin düzenli beslenmelerini sağlamak, işe gidip gelmelerini kolaylaştırmak gibi amaçlarla yemek, yakacak, giyim, taşıt yardımı gibi temel gereksinimleri karşılama şeklinde yapılabileceği bilinmektedir. Sorguya konu yakacak yardımı da niteliği gereği bir sosyal yardımdır. Toplu iş sözleşmelerinde yakacak yardımının genellikle yıllık veya yıl içinde eşit aralıklarla belli bir para ödenerek yapılması da yakacak yardımını sosyal yardım niteliğinden çıkarmamaktadır. Belediyece bağıtlanan yukarıda anılan toplu sözleşme hükümlerinde de söz konusu bedelin aylık olarak verilmesinin öngörüldüğü, buradaki aylık ödemenin sadece periyodik ödemeyi ifade ettiği ve ödemelerin periyodik olarak aydan aya yapılmasının da tamamen Belediyenin bütçe imkanları ve mali yapısındaki düzenlemelerden kaynaklandığı görülmektedir.

Denetçi sorgusunda; işçilere, yıllık ücretli izinde oldukları dönemde sosyal yardımların ödenmeye devam edilmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘Tatil Ücretlerine Girmeyen Kısımlar’ başlıklı 50’nci maddesi ve aynı Kanun’un ‘Yıllık izin ücreti’ başlıklı 57’nci maddesi ile 03.03.2004 tarihli ve 25391 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 21’inci maddesine aykırılık yarattığı belirtilmiş ise de bahsi geçen toplu sözleşme hükmünün ilgili Kanun maddeleri ile ilişiği bulunmamaktadır. Anılan düzenlemeler yıllık izin ücretine ve yıllık izin ücretinin hesaplanmasına ilişkindir. Söz konusu hususta İş Kanunu’nun 57’nci maddesine aykırı bir durum bulunmadığı, zira verilen yakacak yardımının yıllık izin ücreti gibi hesaplanan bir meblağ olmadığı; Belediye ile karşı taraf sendika arasında yapılan pazarlıklar sonucunda ödenmesi kararlaştırılan bir miktar olduğu, bu bağlamda işçinin çalıştığı ücrete veya çalışma gününe göre hesaplanarak bulunan veya her işçiye göre değişen bir meblağ olmadığı görülmektedir.

Söz konusu ödemeler Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre yapıldığından, toplu iş sözleşmesi hükümleri ise Anayasa’ya ve kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içermediği sürece taraflar arasında sözleşme serbesti ilkesi gereğince belirlenebileceğinden, 5018 sayılı Kanun’un ‘Kamu zararı’ başlıklı 71’inci maddesine göre sorguya konu ödemelerde mevzuata aykırı eylem veya işlem olmadığı kanaatine varılmıştır.

Bu itibarla sorgu konusu ödemelerin İş Kanunu hükümlerine ve diğer yasal mevzuata uygun olduğu ve kamu zararı doğmadığı görüldüğünden ….TL ödeme hakkında ilişilecek husus bulunmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.”

Sayıştay’ın aynı dairesi tarafından verilen bu karar, “yıllık izinde olan işçilere sosyal yardım ödemesinin kamu zararına yol açtığı” iddiasını dayanaksız bırakmaktadır. Sosyal yardımların ödenmesinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 50. Maddesi ile aynı Kanun’un ‘Yıllık izin ücreti’ başlıklı 57. maddesi ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 21. Maddesindeki hükümlerle ilişiği bulunmadığı bu kararla tespit edilmiştir.

Ayrıca, Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 11.10.2016 tutanak tarihli ve 42222 No’lu kararında,

“4857 sayılı Kanunun 50’nci maddesi uyarınca, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde, fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar dikkate alınmaz. Dolayısıyla işçilerin tatil ücretleri baz (çıplak) gündelikleri esas alınarak ödenir. Ancak, anılan Yasanın 45 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sözleşmelerine hüküm konulmak kaydıyla, işçilerin Yasa ile belirlenmiş tatil gündeliklerinin, yıpranma primi, ağır vasıta zammı, yemek yardımı gibi ek ödemeler ile genişletilerek ödenmesi mümkündür.” denilmektedir.

Sayıştay Temyiz Kurulu’nun aynı kararında, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Saklı Haklar” başlıklı 45. Maddesine atıfta bulunularak söz konusu maddenin, “Toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara, ücretli izinlere ve yüzde usulü ile çalışan işçilerin bu Kanunla tanınan haklarına aykırı hükümler konulamaz. Bu hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler sağlayan kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten doğan kazanılmış haklar saklıdır.” hükümlerine yer verilmiştir. Sayıştay Temyiz Kurulu’nun kararı bağlamında, yıllık izin kullanılan dönemde sosyal yardımların ödenmesinin önünde engel bulunmadığı görülmektedir.

Sonuç olarak; Sayıştay ve Yargıtay kararları ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Saklı Haklar” başlıklı 45. Maddesi ve iş hukukunun genel uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde, yıllık izindeki işçiye TİS’ten kaynaklanan yakacak yardımı ve benzeri sosyal yardımların ödenmesinde bir engel bulunmadığı açıkça gözükmektedir. İşçiye ödenen sosyal yardımların, İş Kanunu’ndaki düzenlemelerle çelişen bir yanı da bulunmamaktadır. Zira TİS ile işçilere yeni hak ve menfaat sağlanması, sendika ve toplu sözleşme hakkının temel amacıdır. Bu nedenle sürekli işçilere, 12 Nisan 2018 tarihli toplu sözleşmeden kaynaklı olarak ödenen sosyal yardımların kamu zararı olarak değerlendirilmesi söz konusu olmayacaktır.

En nihayetinde Sayıştay 6. Dairesinin aynı konu hakkında birbiriyle zıt kararlar vermiş olmasının, uygulamada tereddüt yarattığı görülmektedir. Uygulayıcı kamu idarelerinde kafa karışıklığına yol açan ve tereddüt yaratan bu hatalı durumun Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından en yakın zamanda düzeltileceğini değerlendirmekteyiz.

Bu Makalenin PDF formatına ulaşmak için tıklayınız

YASAL UYARI

Bu çalışma Kamutech Yazılım A.Ş. mevzuat grubu uzmanları tarafından hazırlanmıştır.
Makalenin her türlü yayın hakkı Kamutech Yazılım A.Ş.’ye aittir.
Kaynak göstermek ve link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.