Yükleniyor...

Kalp Krizi Geçiren İşçi, İş Kazası Geçirmiş Sayılır mı?

İş yerinde meydana kalp krizi, iş kazası sayılır mı? Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamaları ve yargı kararları dikkate alınarak 5510 ve 6331 sayılı Kanunlar çerçevesinde iş yerindeki kalp krizi nasıl değerlendirilecektir?
13564-0.jpg

İçerik

Giriş

İşçilerin sosyal güvenlikleri 4/1-a (SSK) kapsamında sağlanmaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun kısa vadeli sigorta kollarından sayılan iş kazası sigortası; geçici yahut sürekli gelir kaybına uğrayan sigortalıya veya yakınlarına yardımlar sağlayan, niteliği bakımından mesleki risk sigorta kolu, amaç yönünden ise kısa vadeli sigorta koludur.

İş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada; işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle; bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda; 4/1-a (SSK) kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda; sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

Maddede hangi hal ve durumlarda meydana gelen olayların iş kazası sayılacağı açık bir biçimde belirlendiğinden, maddede öngörülmeyen bir olayın iş kazası sayılması mümkün değildir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun “tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre iş kazası; işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay olarak tanımlanmıştır.

Bu çalışmamızda, kalp krizi olayının iş kazası sayılıp sayılamayacağı Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamaları ve yargı kararları dikkate alınarak 5510 ve 6331 sayılı Kanunlar çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Bu Makalenin PDF formatına ulaşmak için tıklayınız

İş Kazasının Tanımı ve Unsurları

5510 sayılı Kanunun 13’üncü maddesine göre; iş kazası, aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça engelli hale getiren olaydır.

a) Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada: “Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada” bedence veya ruhça bir arızaya uğraması, iş kazası olarak nitelendirilir. Sigortalıyı, coğrafi bir alan anlamında olan işyerinde bulunduğu sırada, bedence veya ruhça arızaya uğratan olay iş kazasıdır. Kanun; sigortalının işyerinde bulunduğu süre içinde, faaliyeti işle ilgili olsun ya da olmasın, kişisel kusuru bulunsun yahut bulunmasın, deprem, yıldırım gibi doğal afetler sonucu arıza meydana geldiği takdirde dahi hiçbir ayırıma yer vermeden işyerine ayak bastığı andan, işyerini terk edeceği ana kadar çalışanın kendisinin otoritesi altında bulunup bulunmadığı münakaşa dâhil edilmeksizin korunması prensibini benimsemiş bulunmaktadır.

b) İşveren Tarafından Yürütülmekte Olan İş Nedeniyle: “İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla ” meydana gelen kaza, iş kazasıdır. Sigortalı, iş dolayısıyla bir yere gönderilmiş veya gitmişse, gidip gelmede ve işini yerine getirdiği süre içinde bu düzenleme ile güvence altındadır. İşveren, sigortalıyı işyeri dışına bir görevle gönderebilir veya sigortalı işinin gereği işyerinin dışına çıkmış olabilir, bu gibi durumlarda sigortalı işverenin emir ve talimatı altında, otoritesine tabi olarak işini yapmaktadır. Bu durumlarda bulunan sigortalı teminat altındadır ve maruz kalacağı kaza, iş kazasıdır. Bütün bu faaliyetleri yerine getirirken sigortalı, işverene tabi durumdadır. İş saatleri dışında faaliyette bulunması önemli değildir. Nasıl ki, “işyerinde” meydana gelen kazaların nedenleri üzerinde durulmamaktadır, “işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla” işyeri dışına çıkan sigortalı da, herhangi bir nedenle kazaya uğrarsa, bu kazanın iş kazası olarak nitelendirilmesi gerekir. Sigortalı bu durumlarda maruz kalacağı bütün felaketlere karşı korunmaktadır. Yeter ki kaza, iş yürütülmekte iken meydana gelsin.

c) Sigortalının İşveren Tarafından Görev İle Başka Bir Yere Gönderilmesi Yüzünden Asıl İşini Yapmaksızın Geçen Zamanlarda: Sigortalının işveren tarafından görevle başka bir yere gönderilmesi halinde, asıl işini yapmaksızın geçen zaman birimi içinde uğradığı kazalar, iş kazası olarak nitelendirilecektir. İşveren sigortalıyı işyeri dışında bir görev ifa etmekle yükümlü kılabilir. Bu görevin aynı veya başka bir ilde veya yabancı bir ülkede olması önemli değildir. Verilen görevin, sigortalının yaptığı asıl işle ilgili olup olmaması da önem taşımaz. Sonuç itibariyle sigortalı, işverenin işi için başka bir yere gitmektedir. Öyleyse, işverenin otoritesi altındadır. Sigortalıya verilen görevin kesintisiz devam etmesi gerekmekte ve iş hayatının genel akışı bunu gerektirmekte ise, sigortalı işini durdurup eğlenmeye gidecek olur veya başka bir iş ifa eder ise, bu süre zarfında meydana gelen kaza, iş kazası değildir.

d) Emziren Kadın Sigortalının Çocuğuna Süt Vermek İçin Ayrılan Zamanlarda: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 74’üncü maddesine göre; kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır ve bu zaman dilimi içinde meydana gelen olaylar iş kazası sayılabilecektir.

e) Sigortalıların, İşverence Sağlanan Bir Taşıtla İşin Yapıldığı Yere Gidiş Gelişi Sırasında: Bu düzenlemenin uygulanmasında işverence sağlanan bir taşıtın bulunması ve sigortalıların işin yapıldığı yere bu taşıtla götürülüp, getirilmeleridir. Sözü edilen aracın, işverene ait olması veya kiralanmış bulunması maddenin uygulanması yönünden önemli değildir.

Bir olayın iş kazası sayılıp sayılmamasında iş kazasının unsurları önem kazanmaktadır.

SGK uygulamasına göre, iş kazasının unsurları şunlardır:

a) Sigortalı olma: Kazaya uğrayanın 5510 sayılı Kanunun 4/1-a kapsamında sigortalı sayılması gerekir. İş kazasının varlığı için sigortalı olma dışında başka koşulların, örneğin; belli bir süreden beri sigortalılık ya da belirli bir süre prim ödemiş olma koşulunun gerçekleşmesi de aranmayacaktır. İşe girdikten birkaç saat sonra uğranılan kaza da, iş kazası kabul edilebilecektir. Yine, sigortalının kastı veya suç sayılır bir hareketi sonucu olayın meydana gelmiş olması, iş kazası sayılma niteliğini ortadan kaldırmayacaktır.

b) Kazaya uğrama: Borçlar Hukuku açısından kaza, borçlunun kusur ve iradesi dışında meydana gelen, önceden görülemeyen, kaçınılması mümkün olmayan, zarar doğuran ve borçluyu sorumluluktan kurtaran herhangi bir olaydır. Genel anlamda kaza, “can ya da mal kaybına neden olan kötü olay” şeklinde tanımlanır. Hukuki açıdan ise biri geniş, diğeri dar olmak üzere iki anlamı bulunmaktadır. Geniş anlamda kaza, ani bir şekilde ve istenilmeyerek bir zararın doğumuna amil olan sebepler kompleksinin bütünüdür. Bu anlamdaki kaza kavramına vücut bütünlüğünün ihlali ve ölüm dâhil bulunduğu gibi, eşyaya ilişkin zarar da dâhildir. Dar anlamda kaza ise, insan vücudunun zarar görmesi, bir başka ifadeyle ölüm veya vücut bütünlüğünün ihlalidir ve genellikle zarar gören kişinin iradesi dışında, hariçten gelen, ani ve şiddetli bir müdahale sonucu bedende meydana gelen bir arıza olarak tarif edilip, sınırlandırılmıştır. İş kazaları açısından, bu dar anlamdaki kaza kavramı önem taşır. Bu anlamda kazaya uğramanın iki şartı bulunmaktadır. Bunlar; dıştan gelen müdahale; sigortalıyı bedence ya da ruhça arızaya (zarara) uğratan yahut ölümüne neden olan olayın, dıştan gelen bir etkenle meydana gelmiş olması gerekir. Şu halde bir kazanın varlığından söz edebilmek için, kişinin bedeni varlığının arızalı olmasından ileri gelen bir zarara maruz kalmamış olması gerekir. Ani müdahale; iş kazası, aniden veya çok kısa bir zaman aralığı içinde meydana gelen bir nedenle, ortaya çıkan bir olaydır. Müdahalenin ani oluşu genellikle kazanın nerede ve ne zaman meydana geldiğinin tespitini kolaylaştırır. Bu gibi durumlarda kazanın meydana geldiğinin ispatında da bir zorlukla karşılaşılmaz. Ancak bazı hallerde, müdahalenin belirli bir süre devam etmesi sonucu kazanın meydana geldiği de görülmektedir. Belirtilen bu gibi durumlarda genellikle, müdahalenin ani oluşu söz konusu olmasa da, dıştan bir müdahalenin varlığı ve bu müdahalenin kesintisiz devam etmesi aranmaktadır.

c) Sigortalının uğradığı kaza sonucu bedence ve ruhça bir arızaya uğraması: Bir iş kazasından söz edebilmek için, sigortalının karşılaştığı olay nedeniyle hemen veya sonradan, bedensel veya ruhsal bir arızaya maruz kalmış olması gerekir. Arıza kavramı, bedensel veya ruhsal arızaların tümünü kapsar. Uğranılan arızanın en azından sosyal sigorta yardımlarının Sosyal Güvenlik Kurumunca sağlanmasını gerektirecek nitelik ve derecede olması yeterli olacaktır. Bu ölçüde olmayan, örneğin, gündelik iş hayatında sıkça karşılaşılan ufak tefek yara, bere ve sıyrıklar iş kazası olarak nitelendirilmez. Bunların dışında kalan her türlü yaralanma, sakatlanma, kırık, yanık, körlük ve sağırlık gibi dış organlarda meydana gelen arızalarla, iç kanama, beyin sarsıntısı gibi iç organlardaki bedensel arızalar iş kazası olarak kabul edilecektir. Olay sonucu sigortalının yaşamını yitirmesi de, hiç kuşkusuz bir iş kazasıdır. Sigortalının uğradığı kaza nedeniyle ruhsal bir arızaya uğraması da iş kazası kapsamına girer. Örneğin; akıl hastalığı, hafıza kaybı, zihinsel yorgunluk, sürekli sinir bozuklukları iş kazası sayılır. Sigortalının vücut bütünlüğüne ilişkin olmayan zararlar iş kazası kavramı dışında kalır. Bu bağlamda eşyaya ilişkin zararlar, iş kazası olarak nitelendirilmez.

d) Uygun illiyet bağının bulunması: 5510 sayılı Kanun iş kazasını, sigortalıyı engelli hale getiren olay şeklinde nitelendirmiş olması, illiyet bağını iş kazasının bir unsuru durumuna getirmiştir. Şu halde bir kaza olayının varlığı yeterli değildir. Bir olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için uygun illiyet bağının varlığı gereklidir. İlliyet bağı iş kazaları açısından iki yönde kurulabilir. Sigortalının gördüğü iş ile kaza arasında; sigortalının gördüğü iş ile meydana gelen kaza arasında bir bağın mevcudiyeti gereklidir. Uğranılan kazanın, görülen iş dolayısıyla meydana gelmesi durumunda işle-kaza arasında illiyet bağının var olduğu kabul edilmektedir. Kaza olayı ile uğranılan zarar arasında; kaza ile sigortalının uğramış bulunduğu bedensel veya ruhsal arıza arasında bir ilişkinin bulunması, başka bir ifadeyle, neden ile sonuç arasında bir bağın varlığı gereklidir. Yaşamın karmaşık olayları içinde bu yöndeki illiyet bağının saptanması her zaman kolay değildir. Her şeyden önce, buradaki illiyet uygun illiyettir. Olayların normal akışına ve genel yaşam deneyimlerine göre gerçekleşen türden zararlı bir sonucu meydana getirmeye elverişli ya da böyle bir sonucun meydana gelmesini kolaylaştıran nedene uygun neden, bu nedenle sonuç arasındaki bağa da, uygun illiyet bağı denilmektedir. Eğer sigortalının uğradığı zarar, olayların doğal akışına göre, faaliyetin beklenilmeyecek bir sonucu ise, bu durumda uygun illiyet bağından söz edilemez. Örneğin; işyerinde çalışırken güneş çarpması sonucu hastaneye kaldırılan ve tedaviye alınan sigortalının, hastanede tedavi görürken tam iyileştiği sırada kalp krizinden ölmesi, göğsüne dolanan ip dolayısıyla göğsü şişen fakat aylar sonra kronik kalp yetmezliğinden ölen madencinin ölüm olaylarında kaza ile sonuç (ölüm olayı) arasında bir illiyet bağından, dolayısıyla da bir iş kazasının varlığından söz edilemez.

Kalp Krizinin İş Kazası Açısından Değerlendirilmesi

Tıbbi Anlamda Kalp Krizi; kalbin yeteri kadar oksijen alamayarak ölmesine kalp krizi, tıbbi tanımıyla miyokard enfarktüsü denilmektedir. Kalp krizinin başlıca nedenleri tıp otoriteleri tarafından; damar sertliği, kalıtsal özellikler, uyuşturucu kullanımı, yetersiz oksijen ve kroner damar spazmı olarak sıralanmaktadır. Özellikle bu sebeplerden sonuncusu olan kroner damar spazmını tetikleyen unsurlar tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenlerin ardında pek çok etken vardır. Bunlar fizyolojik olabileceği gibi psikolojik etkenler de olabilir. Kimi zaman her ikisi de mevcuttur. Tıbbi tetkikler ile kalp krizinin asıl nedeni belirlenebilse bile, bu nedeni ortaya çıkaran etkenler matematiksel bir kesinlikle belirlenemeyeceklerdir. Sürekli ilerleme kaydedilen tıp dünyasında bugünkü birikimle dahi insan anatomisinde meydana gelen değişikliklere kesin ve net açıklamalar getirilememektedir. Buradan elde ettiğimiz sonuçları, hukukun gereği olarak karşımıza çıkan neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde yorumlarken geniş anlamda değil, dar anlamda değerlendirme yapmanın gerekçesi de olamaz.[1]

SGK Uygulamaları

SSK Başkanlığı Hastalık Sigortası Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan “506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları, Hastalık, Analık Sigortaları Uygulamaları” isimli kaynak eserde,[2] aynen “…. diğer taraftan, herhangi bir olayla ilgili olmaksızın, işyerinde geçirdiği bir kalp krizi veya sair bir hastalık nedeniyle vefat eden sigortalının ölümünün, iş kazası olarak kabulüne imkân bulunmamaktadır.”

2011/50 sayılı “kısa vadeli sigorta kolları uygulamaları” konulu SGK Genelgesinde[3] “…diğer taraftan, dışarıdan bir etki veya herhangi bir olayla ilgili olmaksızın işyerinde geçirdiği bir kalp krizi veya başka bir hastalık nedeniyle vefat eden sigortalının ölümünün iş kazası olarak kabulüne imkân bulunmamaktadır.”

Yargı Kararları

  • İşyerinde tartışma sonucu kalp durmasından ötürü ölüm olayının iş kazası olarak nitelendirilmesi gerekir.[4]
  • Zararlandırıcı sigorta olayının, sigortalının işverene ait ölçüm işini yaptığı sırada meydana geldiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık zararlandırıcı sigorta olayının (sigortalının güneş çarpmasına uğraması) iş kazası sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 11-A maddesidir. Anılan maddeye göre, iş kazası sigortalıya hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. Yukarıda sözü geçen Yasa’nın 11-A-a maddesine göre de, sigorta olayının işyerinde meydana gelmesi ile “b” bendi gereğince işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelmesi durumlarında zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması konusunda herhangi bir fark yoktur. Somut olayda; müteveffanın davalı işverene ait işyerinde ölçüm işini yapmakta iken, güneş çarpmasına bağlı olarak oluşan kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği ekli raporlar ile de ortadadır. Bu durumda işin yürütülmesi ve niteliği gereği işyeri sayılan ortamda oluşan olayın iş kazası sayılması gerektiği ortadadır.[5]
  • Davacı işyerine ait lokalde elektrik arızasını gidermek için görevli olarak bulunduğu sırada kalp krizi neticesi ölmüştür. Bu durumda meydana gelen olayın iş kazası sayılmasında yasal zorunluluk olduğu açık iken, mahkemece; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan rapor gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Sigortalı işçi 02.10.2000 günü işyerindeki işçi lokalinin elektrik arızalarının giderilmesi çalışması sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiş; SSK tarafından bu olay iş kazası olarak kabul edilmediğinden, ölenin hak sahibi davacı tarafından eldeki dava açılmıştır. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; işyerinde çalışma sırasında meydana gelen kalp krizi sonucu ölümün iş kazası olarak kabulünün olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda da; ölen sigortalı-işçi, bir başka işçi ile birlikte işyeri kapsamındaki işçi lokalinin tesisatını gözden geçirme ve tamir için görevlendirilmiş; burada verilen işi yapmakta iken diğer işçinin malzeme alımı için ayrıldığı bir sırada bayılarak yere düşmüş ve ambulansla hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetmiştir. Sigortalının, iş yerinde çalışmakta iken kalp krizi geçirerek ölümü “sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme” haline uygun bir olay olduğu gibi, “işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme” haline de uygun olup; iş kazası sayılması gerekir. Maddede, başkaca bir şart ya da kısıtlamaya yer verilmemiş olduğundan, yasada olmayan bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilmesine de olanak yoktur.[6]
  • İş kazasının yasal dayanağının 506 sayılı Yasa’nın 11-A maddesi olduğu belirtilmiştir. Anılan maddeye göre; iş kazası sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. Başka bir anlatımla 506 sayılı Yasa’nın 11-a ve b maddelerine göre; zararlandırıcı sigorta olayının, işçinin işyerinde bulunduğu ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla işverenin emrinde meydana gelmesi halinde, iş kazası sayılmasında yasal zorunluluk olduğu açıktır. Dava konusu sigortalının kalp krizi sonucu ölmesi olayı; davacıların murisinin davalı şirkete ait gemide 1. kaptan olarak görevini yürüttüğü sefer sırasında işyerinde bulunduğu zamanda meydana gelmiştir. Bu durumda; meydana gelen olay iş kazası sayılması gerekmektedir.[7]
  • Bir şirkette tır şoförü olarak görev yapmakta olan sigortalının olay günü görevi gereği Türkiye’den yüklenen yükü yurt dışında yerine ulaştırmak üzere 03.10.2006 tarihinde Arnavutluk’un Tiran şehrinde gece molası verip sabahleyin yola çıkmak üzere konakladıkları otel odasında kendi başına istirahate çekildiği sırada 01.30 sıralarında kalp krizi geçirip öldüğü olay, hem 506 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereği hem de 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi gereği bir iş kazasıdır.[8]

Değerlendirme, Sonuç ve Öneri

4/1-a kapsamındaki sigortalılar açısından SGK uygulamasına göre; herhangi bir dış etkiye bağlı olmaksızın, işyerinde geçirdiği kalp krizi veya sair bir hastalık nedeniyle hastalanan veya ölen sigortalının olayı, iş kazası olarak nitelendirilmemektedir. Bu şekildeki kalp krizi olayının iş kazası sayılabilmesi için dar anlamdaki kaza kavramının varlığı gerekmektedir. Yani; insan vücudunun zarar görmesi, bir başka ifadeyle ölüm veya vücut bütünlüğünün ihlalidir ve genellikle zarar gören kişinin iradesi dışında, hariçten gelen, ani ve şiddetli bir müdahale sonucu bedende meydana gelen bir arızanın vücut bulması zorunludur. Örneğin; işyerinde tartışma sonucu kalbinin durduğu doktor raporu ile belgelenmesi durumunda, sigortalının olayı, iş kazası kabul edilecektir. Zira bu örnekte olduğu gibi hiçbir (dıştan gelen) etki olmadan kişinin işyerinde beyin kanaması veya kalp krizi geçirmesi iş kazası değildir. Kişinin işyerinde çalışırken aniden meydana gelen bir gürültü veya patlama sonucu kalp krizi geçirmesi bir iş kazasıdır. Yargı kararlarına göre; her halükarda kalp krizi olayı Kanunda sayılan beş hal ve durumdan herhangi birinde sayılan nedenlerin varlığı halinde iş kazası sayılmaktadır. Gerek SGK uygulamaları gerekse de yargı kararları ışığında; iş kazası adından da anlaşılacağı üzere, sigortalının yaptığı işle ilgili olarak, işin yürütümü sırasında meydana gelen olayı ifade etmekte ise de, Kanun koyucu, sigortalının lehine bir düzenleme ile yapılan işle ilgili olmayan bazı hal ve durumlardaki olayları da iş kazası kapsamına almıştır. Başka bir ifade ile sigortalı, hukuk düzenince iş kazasına karşı başkacada korunmuştur. Maddede hangi hal ve durumlarda meydana gelen olayların iş kazası sayılacağı belirlendiğinden, maddede öngörülmeyen bir olayı iş kazası olarak kabul etmek mümkün değildir. SGK uygulamasına göre, kalp krizinin herhangi bir dış etken sonucu geçirilmesi durumunda, olay bir iş kazası olarak nitelendirilecek, aksi durumda hastalık gibi nedenlerle kalp krizi geçirilmesi durumunda ise olay iş kazası olarak nitelendirilmeyecektir. Ancak, yargı kararlarına göre, işyerinde geçirilen herhangi bir kalp krizi olayı (ister dış etkili, isterse de dış etkisiz olsun) iş kazası sayılmaktadır.

Geçmiş dönemde, işyerinde kalp krizinden ölüm olaylarının, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca iş kazası olarak kabul edilmemesi şeklindeki uygulamadan SGK Başkanlığı tarafından alınan 09.09.2014 tarih ve 12754550 sayılı olur ile vazgeçildiği ve 09.09.2014 tarihi itibariyle bu konuda SGK ile hak sahipleri arasındaki temel uyuşmazlığın ortadan kalkmış olduğu, dolayısıyla, işyerinde kalp krizinden ölen sigortalıların hak sahiplerinin, bu ölüm olaylarının bir iş kazası olarak kabulünü sağlamak için konuyu mahkemeye taşıma yükünden kurtulacakları anlaşılmaktadır.[9]

09.09.2014 tarihli SGK Başkanlığı olurundan anlaşılacağı üzere SGK, yargı kararları doğrultusunda en azından iş bu makalenin kaleme aldığı tarih itibariyle bu “olur”a ilişkin durumu herhangi bir genelge, genel yazı veya duyuru ile bildirmemiş olsa dahi kalp krizini iş kazası sayması yolunda adım attığı görülmektedir. Temennimiz, bu durumun bir an önce SGK uygulaması haline getirilerek hem hak sahiplerinin mağduriyeti giderilmiş olacak, hem sosyal güvenliğe olan inanç bir kat daha artmış olacak hem de yargının yükü hafifletilmiş olacaktır. Yapılması gereken, işyerinde çalışırken kalp krizi geçirerek sigortalının ölümü halinde, olayda dıştan müdahalenin varlığı araştırılmadan bahsedilen yargı kararları ve en son alınan SGK Başkanlık oluru doğrultusunda bu olayın sigortalının lehine yorumlama ilkesi gereğince iş kazası sayılmasıdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kısa vadeli sigorta kolları uygulamaları konulu 13.06.2011 tarih ve 2011/50 sayılı Genelgesi ile “1.1.2. İş Kazası Sayılma Hal ve Durumları” başlıklı bölümünde de “Dışarıdan bir etki veya herhangi bir olayla ilgili olmaksızın işyerinde geçirdiği bir kalp krizi veya başka bir hastalık nedeniyle vefat eden sigortalının ölümünün iş kazası olarak kabulüne imkân bulunmamaktadır.” hükmü bulunmaktaydı. Bu hüküm Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 09.09.2014 tarih ve 12754550 sayılı Oluru ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu olur akabinde SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 29.09.2016 tarih ve 2016/21 sayılı Genelgenin 1.1.2.1. “Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada” başlıklı bölümün son paragrafında aynen “sigortalının işyerinde kalp krizi geçirmesi veya başka bir hastalık nedeniyle ölmesi ya da ruhen veya bedenen hemen veya sonradan engelli hale gelmesi iş kazası olarak kabul edilecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Söz konusu değişiklikten sonra kalp krizi, beyin kanaması, felç vb. olaylar da iş kazası olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Hatta Genelge hükmünün yürürlükten kaldırıldığı tarihten daha önceki bir tarihte meydana gelen olaylar da iş kazası olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Örneğin 12.07.1999 tarihinde işyerinde kalp krizi geçirerek vefat eden sigortalının iş kazası geçirdiği kabul edilmekte ve hak sahiplerine sosyal güvenlik yardımları yapılmaktadır.[10]

Kaynakça

  • AKDAŞ Ferhat-POLAT Zuhal Alemdar, Bir İş Kazası Olarak Kalp Krizinin Değerlendirilmesi, E-Yaklaşım, Haziran 2012
  • ÇINKI Faruk, İşyerinde Kalp Krizinden Ölümlerde, İş Kazası Yönünden Değişen SGK Uygulamaları ve Gelinen Son Durum, Yaklaşım, Aralık 2014
  • YÜKSEL Faruk, İş Kazası Sayılan Kalp Krizi vb. Durumlar İçin Bildirim Yükümlülüğünde Dikkat Edilmesi Gereken Detay, Yaklaşım, Şubat 2017
  • 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları, Hastalık, Analık Sigortaları Uygulamaları, SSK Genel Müdürlüğü, 1983, Yayın No: 371
  • 5510 sayılı Kanun
  • 6331 sayılı Kanun
  • Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu
  • 4857 sayılı İş Kanunu
  • SSK/SGK Genelgeleri
  • Yargı Kararları

[1] AKDAŞ Ferhat-POLAT Zuhal Alemdar, Bir İş Kazası Olarak Kalp Krizinin Değerlendirilmesi, E-Yaklaşım, Haziran 2012
[2] SSK Genel Müdürlüğü, 1983, Yayın No: 371
[3] Genelge tarihi: 13.06.2011
[4] Yrg. 10. HD, T:10.12.1976, E:8438, K:4160
[5] Yrg. 21. HD, T:04.03.2004, E:2003/11566, K:2004/2007
[6] YHGK, T:13.10.2004, E:2004/21–529, K:2004/527
[7] Yrg. 21. HD, T:03.11.2004, E:2004/8871, K:2004/9254
[8] Yrg. 21. HD, T:26.04.2010, E:2009/6341, K:2010/4758
[9] ÇINKI Faruk, İşyerinde Kalp Krizinden Ölümlerde, İş Kazası Yönünden Değişen SGK Uygulamaları ve Gelinen Son Durum, Yaklaşım, Aralık 2014
[10] YÜKSEL Faruk, İş Kazası Sayılan Kalp Krizi vb. Durumlar İçin Bildirim Yükümlülüğünde Dikkat Edilmesi Gereken Detay, Yaklaşım, Şubat 2017
YASAL UYARI
Bu çalışma Kamutech Yazılım A.Ş. mevzuat grubu uzmanları tarafından hazırlanmıştır.
Makalenin her türlü yayın hakkı Kamutech Yazılım A.Ş.’ye aittir.
Kaynak göstermek ve link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.

PDF: İndir