Bilindiği gibi 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamındaki işçilerin kadroya geçebilmeleri için çalıştıkları kurumlar aleyhine açtıkları davalardan feragat etmeleri şart koşulmuştu.
Bu kapsamda taşeron işçiler, kamu kurum ve kuruluşlarından herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağına ve bu haklardan feragat ettiklerine dair sulh sözleşmesi imzalayarak kadroya alınmıştı.
696 sayılı KHK’daki hükümler şu şekildeydi;
“- Bu kapsamda çalıştırılmalarına ilişkin olarak açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceğine dair yazılı beyanda bulunmak,
– En son çalıştığı idare ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan etmek,”
Peki işçilerin imzaladığı feragat dilekçeleri, alt işveren durumundaki taşeron şirketleri de kapsar mı? İşçiler bu feragat dilekçesi veya sulh sözleşmesi nedeniyle taşeron şirketlerle olan davalarından da vazgeçmiş sayılır mı? Yoksa işçilerin imzaladığı feragat dilekçeleri, yalnızca kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan davalardan vazgeçildiği anlamına mı gelir?
Bu hususlar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2018/10177 Esas. , 2019/4083 sayılı Kararıyla açıklığa kavuşturuldu.
9. Hukuk Dairesi’nin kararına konu olan olay şöyle gelişti:
Davacı işçi, yerel mahkemece verilmiş 24.11.2015 tarihli karar temyiz aşamasında iken, 04.04.2018 tarihli dilekçesiyle 696 sayılı KHK gereğince İl Sağlık Müdürlüğüne yönelik davasından feragat ettiğini, … Profesyonel Güvenlik Şirketine yönelik davasından ise vazgeçmediğini beyan etmiştir.
Ancak yerel mahkeme, feragatin diğer davalıya da sirayet edeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Yani yerel mahkeme, işçinin verdiği feragat dilekçesinin asıl işveren konumundaki İl Sağlık Müdürlüğünün yanı sıra alt işveren konumundaki … Profesyonel Güvenlik Şirketine yönelik davayı da düşüreceğine hükmetmiştir.
İşçinin itirazı üzerine konuyu değerlendiren 9. Hukuk Dairesi ise işçiyi haklı bularak yerel mahkemenin kararını bozmuştur.
9. Hukuk Dairesi’nin kararı şu şekildedir:
“Davadan feragat bir maddi hukuk işlemi olduğundan, diğer davalılara etkisi sorunu üzerinde durulması gereklidir. Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 145. maddesi, gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca, müteselsil borçlulardan birinin ifa ya da takas yoluyla, kısmen veya tamamen borçtan kurtulması halinde, diğer müteselsil borçlular da alacaklıya karşı bu oranda borçtan kurtulurlar. Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıyı tatmin etmeksizin borçtan kurtulması durumunda ise, diğer borçluların borcu kural olarak devam etmekle birlikte, durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde, diğer borçlular bu borçtan kurtulmadan yararlanabilirler. Mülga 818 sayılı Kanun’un 147/2. maddesi ve 6098 sayılı Kanun’un 168/2. maddesi uyarınca da, alacaklının müteselsil borçlulardan birinin durumunu diğerleri zararına iyileştirdiği takdirde, bunun neticelerine katlanacağı düzenlenmiştir.
Kaldı ki, asıl işveren ve alt işverenin davaları birbirinden bağımsızdır. Aynı davada birlikte davalı bile gösterilseler, aralarında ihtiyarî dava arkadaşlığı bulunduğu için iddia ve savunmalarını birbirinden bağımsız olarak ileri sürerler.
“Davacı, davalı taraftaki ihtiyarî dava arkadaşlarından (davalılardan) biri hakkındaki davasından feragat edebilir. Bu feragat, diğer ihtiyarî dava arkadaşları (davalılar) hakkındaki davayı etkilemez; onlara karşı davaya devam edilir. Buna karşılık, davacının davalı taraftaki mecburî dava arkadaşlarından (davalılardan) biri hakkında davadan feragat etmesi, diğer mecburî dava arkadaşlarını (davalıları) da etkiler. Yani bu halde mahkeme, davacının (bütün davalılar hakkında) feragat nedeniyle reddine karar verir”. (Kuru, B: Hukuk Muhakemeleri Usulü, s.3582-3583)
Yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, eldeki uyuşmazlıkta davacı asilin davalılardan asıl işveren hakkındaki davadan feragati, diğer davalı alt işverene sirayet etmeyeceğinden bu davalı yönünden davaya devam edilerek bir sonuca bağlanması gerekirken, her iki davalı hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
Sonuç olarak Yargıtay’ın kararı, taşeron işçinin kadroya geçerken verdiği feragat dilekçesinin yalnızca asıl işveren konumundaki kamu kurumu için geçerli olacağı, dolayısıyla işçinin, alt işveren durumundaki şirket ile davasının devam edeceği yönündedir.
Bu yazının PDF formatına ulaşmak için tıklayınız






