Kabul tarihi 23.01.2026 olan 7573 sayılı “Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 29 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kamu kurumları tarafından taşeron işçilere ödenen kıdem tazminatları bağlamında alt işveren şirketlere rücu hususunu düzenleyen 6. madde, bahsi geçen konunun bugüne kadar tartışmaların odağında olmasından ve uygulamada karışıklık yaratmasından bahisle önem arz etmektedir.
Söz konusu düzenlemenin getirdiği değişiklik irdelenmeden önce konunun tam olarak açıklığa kavuşabilmesi ve bu sürece kadar nelerin değiştiğinin bütüncül bir şekilde ortaya konulabilmesi adına ilk olarak kavramların tam olarak neyi karşıladığının, alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin ve bugüne kadar kıdem tazminatının taşeron şirketlere rücu edilmesine yönelik hangi değişikliklere gidildiğinin üzerinde durulması gereklidir.
Bu yazıya konu değişikliğin kilit kavramını alt işverenlik oluşturmaktadır. Asıl işveren- alt işveren ilişkisi 4857 sayılı Kanununun tanımlar başlıklı 2. maddesinin 6. ve 7. fıkrasında yer edinmiştir. Buna göre; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
Mezkur düzenlemede asıl işveren–alt işveren ilişkisi bakımından müteselsil sorumluluk esasının getirildiği; işçi alacakları yönünden asıl işverenin, alt işverenle birlikte sorumlu tutulduğu görülmektedir.
Konumuz çerçevesinde asıl işveren olan idarenin, alt işveren işçilerine karşı 4857 sayılı İş Kanunu’ndan, bireysel iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerden, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu noktasında bir belirsizlik bulunmamaktadır.
Taşeron işçilerin kıdem tazminatı ve alt işverene rücu kapsamındaki yasal düzenlemeler ve kronolojik gelişmeler değerlendirilecek olursa; işçilerin kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin genel hükümler, eski 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde yer alırken; alt işveren işçilerinin kıdem tazminatlarıyla ilgili düzenleme ise 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesinde yapılmıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarında alt işverenler tarafından istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatları, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında; “Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit edilmektedir. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından, Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmektedir.”
7166 sayılı Kanunun 11. maddesiyle; “4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.” hükmü düzenlenirken; 12. maddesi ile “Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, 112 nci maddenin altıncı fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısmı için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde rücu edilmeyecek kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme karan verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” şeklindeki düzenleme yer edinmiştir
6552 sayılı Torba Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan değişiklikler ve ilişkili Yönetmelik uyarınca, 2014 yılından sonraki döneme ilişkin taşeron işçilerin kıdem tazminatı ödemelerinde son kamu kurum ve kuruluşları sorumlu kılınmıştır. Aynı sorumluluk rejimi, 696 sayılı KHK kapsamında taşeron statüsünden kadroya geçirilen işçiler bakımından da uygulanmaktadır. Öte yandan, İş Kanunu’nun 112. maddesi çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının 2014 sonrası döneme ait kıdem tazminatı ödemeleri nedeniyle alt işverene rücu edebilmesi, bu hususun hizmet alım sözleşmelerinde açıkça kararlaştırılmış olmasına bağlanmıştır.
22. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2017 tarihli bir kararında “6552 sayılı Kanun’un …. maddesi ile 4857 sayılı Kanun’un 112. maddesine eklenen son fıkra ile Kamu İhale Kanunu kapsamında alt işverene bırakılan işlerde çalışan işçilerin, kıdem tazminatına esas hizmet sürelerinin birleştirileceği ve son kamu kurum ve kuruluşu tarafından kıdem tazminatının ödeneceği düzenlemesi getirilmiştir. Buradaki asıl sorun, 112. maddeye eklenen fıkralarla, kamu kurumları açısından kıdem tazminatından sorumluluğun salt son işveren kamu kurumu ile sınırlandırılıp sınırlandırılmadığıdır. 4857 sayılı Kanun’un …. maddesi hükmüne göre kıdem tazminatından asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğunun söz konusu olduğu ve sözü edilen hükümde bir değişiklik yapılmadığı halde Kamu İhale Mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem tazminatının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesi, işçi açısından seçimlik hakkı bertaraf etmeyecektir. Somut olayda; Mahkemece 6552 sayılı Torba Kanun’un …. maddesi ile alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından ödenecek olduğu bildirildiğinden davalı … Bakanlığının sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki, 4857 sayılı Kanun’un 112. maddesindeki yeni düzenleme, aynı Kanun’un …/…. maddesinde yer alan asıl işveren ve alt işverenin işçiye karşı birlikte sorumlu olduğuna ilişkin hükmü ortadan kaldırmamaktadır.” değerlendirmesinde bulunmuştur. (Yarg. 22. HD. E. 2017/23144 K. 2017/5551 T. 20.03.2017)
Görüldüğü üzere kararda kamu kurumları tarafından işçilere ödenen kıdem tazminatları bakımından sorumluluğun yalnızca ilgili kamu kurumuna yüklenmesi isabetli bulunmamış; söz konusu işyerinde faaliyet gösteren taşeron şirketlerin de bu ödemelerden sorumlu tutulması gerektiği vurgulanmıştır.
Değinilmesi gereken bir diğer önemli gelişme ise Anayasa Mahkemesi’nin E. 2019/42, K. 2019/73, 19.09.2019 tarihli iptal kararıdır.
Şöyle ki; personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında alt işveren tarafından çalıştırılan işçiye kamu kurumunca yapılan kıdem tazminatı ödemesi nedeniyle alt işverene karşı açılan rücu davalarında itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptalleri için başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesine taraf olan alt yüklenicilere karşı sözleşmede açık hüküm bulunması dışında rücu yolunun kapatılması ve bu kapsamdaki derdest davaların sonlandırılmasını öngören itiraz konusu kuralların bu kesimdeki alt işverenler yönünden farklı bir uygulama getirmesinin nesnel ve makul bir temele dayalı olduğu söylenemeyeceğinden bahisle itiraz konusu kurallarla getirilen farklı düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu değerlendirmiştir. Bu doğrultuda 7166 sayılı Kanun’un; 11. maddesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesine eklenen altıncı fıkranın, 12. maddesiyle 4857 sayılı Kanun’a eklenen geçici 9. maddenin birinci cümlesinin, Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar verilmiştir.
Bu yazının sunulması zaruriyetini doğuran gelinen noktada ise; 33152 sayılı 29.01.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7573 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu’na Geçici Madde 12 eklendi. Anılı düzenleme kapsamında 11/09/2014 – 15/10/2019 tarihleri arası 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurumlarınca yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücu edilen tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilmesi öngörüldü. Devam eden davalar yönünden ise tahsilinden vazgeçilen kısım için “ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilecek ve tahsil edilmiş tutarlar bakımından iade hakkı doğmayacaktır.
Neticeten kamu kurumlarında istihdam edilen taşeron işçilerin kıdem tazminatlarının alt işverene rücu edilmesine ilişkin süregelen uygulama sorunları yönünden 7573 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici madde 12; 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında 4734 sayılı Kanunun 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında oldukça önem teşkil etmektedir.
Bahsi geçen madde metninin tam hali şu şekildedir:
MADDE 6- 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 12- 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile 15/10/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.”