GİRİŞ
Toplu İş sözleşmelerinin imza tarihinden önceki bir tarih itibariyle yürürlüğe konulması nedeniyle işçilerin geçmişe dönük olarak alacakları doğmaktadır.
Toplu İş Sözleşmesinin Geçmişe Etkili Olarak Yürürlüğe Konulması nedeniyle ortaya çıkan olarak ücret ve sosyal yardım farkı olarak işçilere ödenmektedir.
Geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulan TİS nedeniyle işçilere yapılan ödemelerin SGK bildirimi ve vergilendirilmesi noktasında zaman zaman soru işaretleri ortaya çıkmaktadır.
TİS farklarının SGK’ya bildiriminin nasıl yapılacağı, ‘Geriye Dönük Olarak Ödenen Toplu Sözleşme Farklarının SGK’ya Bildirimi Nasıl Yapılmalıdır?’ başlıklı makalede detaylı şekilde açıklanmıştır.
Bu yazımızda ise TİS ile geçmişe dönük olarak ödenen ücret farklarının vergilendirilmesinde hangi vergi diliminin esas alınacağı analiz edilecektir.
Bu Makalenin PDF formatı için tıklayınız
Geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulan TİS farklarının ne şekilde vergilendirileceği hususu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 166 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği (https://www.gib.gov.tr/node/87329) ile şu şekilde açıklanmıştır:
TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİ İLE ESKİYE YÖNELİK OLARAK ÖDENEN ÜCRET FARKLARININ VERGİLENDİRİLMESİ
“Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde ücretin tanımı yapılmış, 94 üncü maddesinde ise yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları belirtilmiştir. Aynı Kanunun 98 inci maddesinde de, “94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri kârlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 20’nci günü akşamına kadar bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.” denilmiştir. Kanunun 96 ncı maddesinde ise, vergi tevkifatının nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, hesaben ödeme deyiminin de vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade edeceği belirtilmiştir.
Buna göre, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzaması ve sözleşmenin sonraki takvim yılında imzalanması veya sözleşme aynı yılda imzalanmakla beraber sözleşmeden doğan farkların müteakip takvim yılında tahakkuk ettirilerek ödenmesi halinde, toplu sözleşmeden doğan farklar, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı yılın ücreti olarak kabul edilmek suretiyle vergilendirilecektir.
ÖRNEK: 25 işçi çalıştıran (A) Anonim Şirketi 1 Ekim 1990 tarihinde (B) Sendikası ile toplu sözleşme görüşmelerine başlamış ve sözleşme l0 Ocak 1991 tarihinde brüt % 50 artışla imzalanmıştır.
Şirket, toplu sözleşmeden doğan ücret farklarını 20 Ocak 1991 tarihinde tahakkuk ettirerek ödemiştir. 1990 yılının Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait ücret farkı ödemesi tahakkuk ve ödemenin yapıldığı 1991 yılına ait ücret olarak vergilendirilecektir.”
GELİR İDARESİNİN ÖZELGESİ DE AYNI YÖNDEDİR
Aynı husus, Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-GVK-94-30-248 sayı ve 01/04/2010 tarihli Özelgesiyle de açıklığa kavuşturulmuştur.
“İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Birliğiniz emrinde çalışan işçilerin 21. dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesinin 1.03.2009 tarihinde bittiği, 22. dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesinin ise görüşmelerinin 01.03.2009 tarihinde başladığı ve 06.01.2010 tarihinde imzalanarak yürürlüğe girdiği, buna göre söz konusu sözleşmelerden ilkinin bitiş tarihi ile ikincisinin imzalandığı tarihler arasındaki süreye ilişkin ücret farklarının işçilere Şubat 2010 dönemi içinde ödeneceği belirtilerek, 14.07.2009 tarihinde emekli olarak işyerinizden ayrılan işçilere ödenecek ücret farklarının vergilendirilmesine ilişkin görüşümüzün bildirilmesi istenilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin, ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kimlerin vergi tevkifatı yapmakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmış olup, aynı fıkranın 1 inci bendinde de “Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Yine aynı Kanununun 96 ncı maddesinde, “Vergi tevkifatı, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.” hükmü yer almaktadır.
Konu ile ilgili olarak 10.03.1991 tarih ve 20810 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 166 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar yapılmış olup, söz konusu Tebliğin “Toplu İş Sözleşmeleri İle Eskiye Yönelik Olarak Ödenen Ücret Farklarının Vergilendirilmesi” başlıklı bölümünün son paragrafında, “Buna göre, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzaması ve sözleşmenin sonraki takvim yılında imzalanması veya sözleşme aynı yılda imzalanmakla beraber sözleşmeden doğan farkların müteakip takvim yılında tahakkuk ettirilerek ödenmesi halinde, toplu sözleşmeden doğan farklar, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı yılın ücreti olarak kabul edilmek suretiyle vergilendirilecektir.” denilmiştir.
Bu itibarla, 14.07.2009 tarihinde emekli olarak işyerinizden ayrılan işçilere ödenecek olan sözleşmeden doğan ücret farkları, hangi dönemle ilgili olduğuna bakılmaksızın, tahakkuk ve ödemenin yapıldığı dönemin ücreti olarak kabul edileceğinden, Şubat/2010 döneminde ödenen ücret farklarının bu dönemin ücreti olarak dikkate alınması ve Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinin 2010 yılı için tespit edilen vergi tarifesindeki matrah ve oranlar esas alınarak, 94 üncü maddeye göre tevkifata tabi tutulması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.”
SONUÇ
Hem 166 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde hem de Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Özelgesi’nde açıklandığı üzere;
TİS farklarının vergilendirilmesinde, farkların hangi dönemle ilgili olduğuna bakılmaksızın, tahakkuk ve ödemenin yapıldığı dönemin ücreti olarak kabul edilerek vergilendirilmesi yoluna gidilecektir. Buna göre; örneğin 2020 Kasım ve Aralık ayları için hesaplanacak TİS farkları, ödemenin yapılacağı ay olan 2021 Şubat ayındaki vergi dilimi esas alınarak vergiye tabi tutulacaktır.






