Belediyeler, kendilerine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket kurabilmektedir. Bu şirketlerin yönetim organı, anonim şirket şeklinde kurulan belediye şirketlerinde yönetim kurulu, limited şirket şeklinde kurulan belediye şirketlerinde ise müdürlerdir. Yönetim organının en temel görevi ise şirketi idare ve temsil etmektir.
Türk Ticaret Kanununda (TTK) sermaye şirketlerinin ve dolayısıyla belediye şirketlerinin kanuni ve zorunlu organı olan yönetim organı hakkında hukuki sorumluluk öngörülmüştür. Hukuki sorumluluk, meydana gelen zarardan kimin sorumlu olduğunu gösteren ve bu amaçla zarar görenin zarar verene karşı zararının giderilmesini talep hakkını düzenleyen kurallardır. Başka bir ifadeyle hukuki sorumluluk, üstlenilen görevin gereği gibi yerine getirilmemesinin, kanun ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmemesinin yaptırımıdır.
Bu çerçevede, TTK’nın 553. maddesinde, kurucuların, yönetim organı üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem ortaklara hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. O halde, belediye şirketlerinin yönetim organı üyeleri ile yönetimde yer almamakla birlikte genel müdür, müdür, şef gibi unvanlara sahip yöneticileri, kusurlu olarak sebep oldukları şirket zararlarından sorumludur. Söz konusu zararın tazminini, şirket ve her bir ortak mahkemeden isteyebilir. Alacaklılar ise ancak şirketin iflas etmesi halinde bu hakka sahiptir.
Bu Makale’nin PDF formatına ulaşmak için tıklayınız
Peki, hukuki sorumluluğu ortadan kaldıran durumlar nelerdir?
Şirketlerde hukuki sorumluluk esas olmakla birlikte, yönetim organı üyelerinin uzun bir süre sorumluluk altında kalmaması için belli hallerin varlığında bu sorumluluğun sona ermesi öngörülmüştür. Hukuki sorumluluğu ortadan kaldıran haller ise aşağıda açıklanmıştır.
Genel Kurulun İbra Kararı Alması
Teknik bir terim olan ibra; sözlükte aklama, temize çıkarma, beraat etme, aklanma, borçtan kurtulma anlamlarına gelmektedir. Belediye şirketlerinde ibra, hesap dönemi içerisinde gerçekleşen her türlü işlem ve faaliyetler ile bunların sonuçlarının, yönetim organı üyeleri açısından bir sorumluluk taşımadığının belediye şirketi tarafından kabul edilmesi, kendilerinden tazminat dâhil herhangi bir talebin olmadığının beyan edilmesi ve güven açıklamasında bulunulmasıdır.
TTK’ya göre yönetim organı üyelerini ibra etme yetkisi şirket genel kuruluna aittir. Bu konuda belediye meclisinin ya da belediye encümeninin karar alma yetkisi yoktur. Ayrıca, yönetim organı da kendi kendini ibra edemez. Dolayısıyla, belediye şirketlerinin genel kurul gündemine “yönetim organı üyelerinin ibrası” şeklinde bir maddeye yer verilmesi ve bu hususta genel kurulun karar alması önemlidir.
Zira genel kurulun ibra kararı sonrasında artık yönetim organı üyeleri hakkında belediye şirketi hukuki sorumluluk davası açamaz. Ayrıca, ibra oylamasında olumlu oy kullanan ortakların da dava hakkı ortadan kalkar. Olumsuz oy kullanan ortakların dava hakları ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmekle düşer. Bu arada, genel kurulun almış olduğu ibra kararının, başka bir genel kurul kararıyla kaldırılması mümkün değildir.
Son olarak belirtelim ki, genel kurulun aldığı geçerli bir ibra kararı, yönetim organı üyelerinin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmakla birlikte, bunların varsa cezai sorumluluklarını sona erdirmez. Dolayısıyla ibra kararı, belediye şirketinin yönetim organı üyeleri açısından ceza soruşturması yapılmasını engellemez.
Zamanaşımı Süresinin Dolması
Hukuki sorumluluğu sona erdiren sebeplerden biri de zamanaşımıdır. Buna göre, sorumlu olanlara karşı hukuki sorumluluk davası açma (tazminat isteme) hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Lakin bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına bu zamanaşımı süresi uygulanır.
Kanundan veya Ana Sözleşmeden Doğan Bir Görev ya da Yetkinin Devredilmesi
Belediye şirketlerinde yönetim organı üyeleri, yönetim ve temsil görevini, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim organı üyesine ya da üçüncü bir kişiye devredebilir. İşte TTK’da, kanundan veya ana sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişilerin, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacağı açıkça düzenlenmiştir.
O halde, kanuna uygun olarak görev ve yetkilerinden bir kısmını veya tamamını devreden yönetim organı üyeleri, kural olarak hukuki sorumluluktan kurtulur. Sorumluluk ise yetki devri yapılan kişilere ait olur ve devir yapan yönetim organı üyeleri bu sorumluluğun dışında kalır.
Hukuki Sorumluluk Gerektiren Usulsüz ve Yolsuzlukların Yönetim Organının Kontrolü Dışında Gerçekleşmesi
TTK’da genel hukuki sorumluluk hali düzenlendikten sonra hiç kimsenin kontrolü dışında kalan, kanuna veya ana sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacağı, bu sorumlu olmama durumunun gözetim ve özen yükümlülüğü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamayacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, yönetim organı üyeleri açısından gözetim yükümlülüğü esas olmakla birlikte bu yükümlülüğe dayanılarak her durum ve şartta yönetim organı üyelerinin sorumluluğuna gidilemez.
Kusursuzluğun İspat Edilmesi
Hukuki sorumlulukta kusur temel unsurdur. Belediye şirketinin yönetim organı üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için kusurun varlığı şarttır. Buna bağlı olarak, şirketin sadece zarara uğramış olması, yönetim organı üyelerinin sorumluluğuna gidilmesi için tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda oluşan zararın üyelerin kusurlu hareketlerinden meydana geldiğinin ayrıca ortaya konulması gerekir. Kusurun varlığını ispatlama yükümlülüğü ise davacıya aittir. Buna mukabil, davanın açılması halinde yönetim organı üyeleri kusurlu olmadıklarını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Sorumluluğa Sebep Olan Kararın Alınmasında Yönetim Organı Üyesinin Olumsuz Oy Kullanması
Genel hükümler çerçevesinde, sorumluluk gerektiren bir kararın alınmasında yönetim organı üyesinin olumsuz oy kullanması ve dolayısıyla karara karşı çıkması halinde kusur isnadında bulunulamaz. Bu durum ise ilgili üyenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırır.
Sonuç olarak;
– Belediye şirketlerinin yönetim organı üyeleri ve yöneticileri kanundan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı verdikleri zarardan sorumludur.
– Hukuki sorumluluğun gereği olarak, yönetim organı üyeleri hakkında uğranılan zararların tazmini için sorumluluk (tazminat) davası açılabilir.
– Bununla birlikte belli şartların varlığı, yönetim organı üyelerini hukuki sorumluluktan kurtarır.
– Söz konusu haller; genel kurulun yönetim organını ibra etmesi, zamanaşımı sürelerinin dolması, kanundan veya ana sözleşmeden doğan bir görev veya yetkinin kanuna dayanılarak başkasına devredilmesi, hukuki sorumluluk gerektiren usulsüz ve yolsuzlukların yönetim organının kontrolü dışında gerçekleşmesi, kusursuzluğun ispat edilmesi ve sorumluluğa sebep olan kararın alınmasında olumsuz oy kullanılması şeklinde sıralanabilir.
YASAL UYARI
Bu çalışma Kamutech Yazılım A.Ş. mevzuat grubu uzmanları tarafından hazırlanmıştır.
Makalenin her türlü yayın hakkı Kamutech Yazılım A.Ş.’ye aittir.
Kaynak göstermek ve link vermek kaydıyla alıntı yapılabilir.






