Yükleniyor...

İş Yerinde Disiplin Kurulu Oluşturulması Zorunlu mudur, Disiplin Kurulu Hangi Faydaları Sağlar?

Disiplin Kurulu oluşturulması ve disiplin cezasının Disiplin Kurulu aracılığıyla uygulanması zorunlu mudur? Disiplin Kurulu nasıl oluşturulur? Disiplin Kurulu kimlerden oluşur?
12608-0.jpg

İşçilerin çeşitli eylem ve davranışlarının disiplin işlemine konu edilebileceği, iş hukuku açısından tartışmasızdır.

İşverenlere, belirli şartların varlığı halinde disiplin cezası verme yetkisi tanınmıştır. Disiplin cezası, iş yerinin düzen ve disiplinini sağlamak amacıyla verilebilir.

Uyarı, kınama, ücret kesintisi ve işten çıkarma başlıca disiplin cezası şekilleridir.

İşçiye hangi durumda hangi disiplin cezası verilebileceği ve örnek Disiplin Ceza Cetveli için bu yazımıza bakabilirsiniz.

Peki Disiplin Kurulu oluşturulması ya da disiplin cezasının Disiplin Kurulu aracılığıyla uygulanması zorunlu mudur?

İş yerlerinde Disiplin Kurulu oluşturulması zorunlu değildir. Kanunlarda ya da ikincil mevzuatta böyle bir yasal zorunluluğa yer verilmemiştir.

Ancak Disiplin Kurulu’nun oluşturulması, kurumsal işleyiş açısından önemli faydalar sağlamaktadır.

Esasında Disiplin Kurulu, çalışma düzeninin sağlanabilmesi, işçilerin ortak çıkarlarının korunması ve iş yerindeki işleyişin sürdürülebilmesi amacıyla faaliyet göstermektedir. Bu amaçla oluşturulan iş yeri yönetmelikleri, iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi hükümlerinin ihlali durumunda Disiplin Kurulu gerekli yaptırımları uygulamaktadır.

Disiplin cezalarının, Disiplin Kurulu marifetiyle uygulanması işçilerin itirazını asgariye indirmekte ve çalışma barışına katkı sağlamaktadır.

Disiplin Kurulu oluşturulmasının işveren açısından bir diğer önemli faydası da ‘haklı nedenle derhal fesih’ durumunda, işverene tanınan derhal fesih süresini uzatmasıdır.

Bilindiği gibi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26 maddesinde, “derhal fesih hakkını kullanma süresi” sınırlanmıştır. İlgili madde şu şekildedir:

“Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.”

Ancak Yargıtay kararları, konunun Disiplin Kurulu’na aktarılması ve Kurul tarafından görüşülmesi durumunda fesih için geçerli olan 6 günlük sürenin işlemeyeceği, bu sürenin, soruşturmanın ardından olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün başlayacağı yönündedir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2016/28127 Esas ve 2019/892 sayılı Kararında, şöyle denilmektedir;

Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.

İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı iş günlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.”

Dolayısıyla Disiplin Kurulu’nun yasal bir zorunluluk olmamakla beraber iş yerinde işleyişi kolaylaştıracağı, fesih durumunun ortaya çıkması halinde olayın araştırılması açısından ilave zaman kazandıracağı ve çalışma barışına katkı sağlayacağı açıktır. Bu nedenle işverenlerin Disiplin Kurullarını oluşturmaları ve disiplin cezalarını bu kurullar aracılığıyla uygulamaları isabetli olacaktır.

DİSİPLİN KURULU KİMLERDEN OLUŞMALIDIR?

İş yerindeki Disiplin Kurullarının ne şekilde oluşturulması gerektiğine ilişkin de yasal bir düzenleme yoktur. Ancak iş yeri yönetmelikleriyle Disiplin Kurulunun kaç kişiden oluşacağı, toplantı yeter sayısı ve karar çoğunluğu gibi hususlar tespit edilebilir.

Disiplin Kurulu’nun 4 asil üyeden oluşması, bu kişilerden 2’sinin işçi, 2’sinin işveren temsilcisi olması doğru olacaktır. Disiplin Kurulu Başkanı’nın işveren temsilcisi olması ve oylamada eşitlik durumunda Başkan’ın taraf olduğu kararın geçerli sayılması sorunu çözecektir. Disiplin Kurulu’nun 2 yedek üyesinin bulunması ve bunların birinin işçi, birinin işveren temsilcisi olması da gerekir.

Disiplin Kurulu’nun 3 asil, 2 yedek üyeden oluşması ve asil üyelerden 2’sinin işveren temsilcisi olması da mümkündür.

Bu yazının PDF formatına ulaşmak için tıklayınız

 

PDF: İndir