Kasa tazminatı, diğer adıyla mali sorumluluk tazminatı, en genel anlamıyla; yaptığı işin niteliği itibariyle parasal risk üstlenen işçilere yapılan bir ödemedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. Maddesinde, “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Tazminat; kendi kusuru olmaksızın zarara uğrayan ya da uğradığı varsayılan kimselere, bu zararı karşılamak üzere yapılan ödemelerdir.
Kasa tazminatı, kasalarla iş yapan, kasadan ödeme yapan, ödeme kabul eden görevlinin, yaptığı işteki risk göz önünde bulundurularak ücretine eklenen miktar olarak tanımlanmaktadır.
111 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde kasa tazminatı ile ilgili olarak Danıştay kararlarına atıf yapılmış ve aşağıdaki tanıma yer verilmiştir:
“... Danıştay kararlarına göre kasa tazminatı; veznesi veya muhafazasına bırakılmış depo veya ambarı bulunan para ve eşya alınıp verilme ve muhafazası sırasında sakınılması kabil olmayan bazı gözden kaçmalar sonucunda meydana gelen zarar ve eksikliklerini karşılamak üzere; veznedar, ambar ve depo memurlarına, ücretlerinden ayrı olarak yapılan ödemelerdir…”
Yargıtay kararlarına göre ise kasa tazminatına hak kazanabilmenin en genel koşulu, ilgili işçiye o konuda bir sorumluluk yüklenmiş olmasıdır. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/23724 E. , 2017/28458 K.)
Kasa tazminatına ilişkin 4857 sayılı İş Kanunu’nda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Yine Yargıtay kararları incelendiğinde, kasa tazminatının iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar yada toplu iş sözleşmesiyle düzenlenmesi gerektiği görülmektedir. (Kapatılan 7. Hukuk Dairesi 2014/19357 E., 2015/14596 K.)
Ayrıca işçiye tanınan kasa tazminatı hakkının, işçinin onayı olmadan kaldırılamayacağı, zira böyle bir uygulamanın iş sözleşmesinde esaslı değişikliğe gireceği, iş sözleşmesinde yapılacak esaslı değişikliğin de İş Kanunu’nun 22. Maddesi’ne göre ancak işçinin yazılı izni ile yapılacağı, aksi halde geçersiz olacağı belirtilmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014/28272 E., 2016/1056 K.)
İşçi Kasa Tazminatı Almayı Talep Edebilir mi?
Kasa, hazine, vezne gibi para akışının gerçekleştiği birimlerde çalışıp, yine nakit akışı ile ilgili görevleri yerine getiren işçilerden kasa tazminatı almayanlar kurumlarına dilekçe verebilirler. Ancak esas olarak kasa tazminatı konusunun iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinde yer alması gerekir.
Konu ile alakalı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararında şöyle denilmiştir;
Kasa yetkilisi, kasa yetkili yardımcısı, kasa sorumluları ve kasa sorumlu yardımcılarına çıplak brüt aylık ücretlerinin % 20’si oranında…kasa tazminatı ödeneceği” düzenlenmiştir. Davacının dosyada mevcut işyeri şahsi dosyasına göre kasa yetkilisi-vezne amiri olarak bankada çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak toplu iş sözleşmesindeki düzenlemeye ve davalı işverence yayınlanan 19.01.2004 tarihli genelgeye göre kasa tazminatına hak kazanmasının şartı para ödeme veya para tahsil işlerini fiilen yapmaktır. Davalı işveren davalı bankanın Adapazarı Şubesi’nde davacı dışında başka bir şahsın fiilen kasa yetkilisi olarak çalıştığını iddia etmiştir. Davalının bu iddiaları üzerinde durulmamış davacının kasa yetkilisi olmasına rağmen fiilen para ödeme ve tahsilat işlerini yapıp yapmadığı araştırılmamıştır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile anılan isteğin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. (9.HD. 2007/17181 E. 2008/10427 K. 28.04.2008)
Görüldüğü üzere Yargıtay kasa yetkilisi olarak işçinin özellikle fiilen para ödeme ve tahsilat işlerini yapıp yapmadığına bakarak karar vermiştir.
Kasa Tazminatından Sigorta Primi Kesilir mi?
Kasa Tazminatı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kapsamında çıkarılan İşveren Uygulama Tebliği’nde şu şekilde yer almaktadır.
“İşyerlerinde para veya kıymetli evrak ya da eşya muhafazası ile görevli bulunan sigortalılara muhtemel açıkları kapatmak amacıyla işverenler tarafından ödenen kasa tazminatları, ücret niteliğinde sayılamayacağından, prime esas kazançtan istisna tutulması gerekmektedir.
Ancak, kasa tazminatı niteliğinde olan ödemelerin para ve kıymetli evrak veyahut eşya muhafazası ile görevli bulunan sigortalıya ödenmesi gerektiğinden, bu tür sorumluluğu bulunmayan sigortalılara bu nitelikte bir ödemenin yapılması halinde söz konusu ödemeler prime esas kazanca dahil edilecektir.”
Dolayısıyla kasa tazminatı, para ve kıymetli evrak veyahut eşya muhafazası ile ilgili görevleri fiilen yapan personele ödeniyorsa bu ödemeler prime esas kazanca dahil edilemez ve SGK kesintisi yapılamaz. Ancak kasa tazminatı, bu işi fiilen yapmayan işçilere ödeniyorsa bu ödemelerden SGK kesintisi yapılır.
Öte yandan kasa açığının işçinin maaşından kesilmesi gibi durumlarla karşılaşan işçiler İş Mahkemesine başvurmuştur. Yargıtay içtihatlarında oluşan mevcut görüş de İş Kanununun 62 nci maddesi gereği, kasa açığının işçinin ücretinden kesilemeyeceğidir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 27.6.2014, Karar N. 2014/22091, Esas N. 2012/23713)
Sonuç itibariyle, kamu işçileri açısından bakacak olursak, parasal risk gerektiren işlerde çalışan işçiler, mali sorumluluk tazminatı talep edebilir.
Kasa Tazminatı Ne Kadardır?
İşçilere ödenecek kasa tazminatının sınırı ile ilgili olarak işçi mevzuatında bir hüküm yer almamaktadır. Ancak memurlara yapılacak “İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali
Sorumluluk Zammının (Kasa Tazminatı) ne kadar olacağına ilişkin çeşitli tarihlerde yayınlanmış Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı Kararları sözkonusudur.
Bu konuya ilişkin olarak en son, 4 Eylül 2020 Tarihli Resmi Gazete’de bir Cumhurbaşkanı Kararı yayınlanmıştır. Bu karara ulaşmak için tıklayınız.
Cumhurbaşkanı Kararında ve önceki kararlarda, İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali Sorumluluk Zammının (Kasa Tazminatı) uygulanmasına ilişkin temel mevzuat hükmü niteliğinde olan 2006 yılında çıkarılan 2006/10344 Karar Sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam Ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına atıf yapılmakta ve bu Bakanlar Kurulu kararının uygulanmaya devam edilmesi kararlaştırılmaktadır. Bu karara ulaşmak için tıklayınız.
Bu Bakanlar Kurulu kararında, İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali Sorumluluk Zammının; Karar Cetvelinde gösterilen puanların yan ödeme katsayısı ile çarpılması suretiyle belirlenmesini gerektiği karara bağlanmıştır.
İşçi mevzuatında Kasa Tazminatının ne kadar olacağına ilişkin hüküm bulunmadığından, memurlara için uygulanan bu esasların, idareler tarafından işçiler için de emsal kabul edilip uygulanabileceğini değerlendiriyoruz.
Kasa Tazminatından Gelir ve Damga Vergisi Kesilir mi?
2006/10344 Karar Sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam Ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararında, şu hüküm yer almaktadır:
“I sayılı Cetvelde yer alan zamların miktarı, Cetvelde gösterilen puanların yan ödeme katsayısı ile çarpılması suretiyle belirlenir. Bu şekilde bulunacak miktarlardan damga vergisi ve gelir vergisi kesilir.”
Bu hüküm gereği, işçiye dönecek Kasa Tazminatından damga ve gelir vergisi kesilir.






