Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, sendikaya destek amacıyla 3 gün iş bırakan işçilerin iş sözleşmelerinin feshini, geçerli fesih olarak değerlendirdi.
Daire, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemlerinin toplu eylem hakkına dahil olduğunu ancak bu eylemin ölçülü olması gerektiğine hükmetti. Sendikaya destek amacıyla 3 gün iş bırakılmasının ölçülülük ilkesine uygun olmadığını gerekçesiyle, eylemi yapanların iş sözleşmelerinin feshinin yerinde olduğuna karar verdi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 16/10/2018 tarihli güncel kararına konu olan somut olay şöyle gelişti;
Sendika, TİS yetkisi aldığını iddia ederken işyeri itirazda bulundu. Bazı işçiler de sendikaya destek amacıyla iş bırakma eylemine girişti. İşveren, grev ve lokavt aşamasına gelinmediğini belirterek iş bırakan işçileri, üretime devam etmeleri konusunda uyardı. İşçilerin grev yaptıklarını ifade ederek çalışmaktan kaçınması üzerine iş sözleşmelerini feshetti.
Yerel mahkeme, işçilerin haksız yere işten atıldığını belirterek işe iade kararı verdi. Bölge Adliye Mahkemesi de işçileri haklı bularak işverenin istinaf başvurusunu reddetti.
Konu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin önüne geldi. Daire, uluslararası hukuk ve Anayasal düzenlemeler çerçevesinde konuyu değerlendirdikten sonra, iş bırakmanın 3 gün sürmesi nedeniyle eylemin ölçülü kabul edilemeyeceğine ve feshin geçerli nedene dayandığına karar verdi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararında şöyle denildi;
“… Sonuç olarak, uluslararası normlar uyarınca; işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemleri toplu eylem hakkına dahildir. Bu gibi eylemler salt politik nitelikte olmadıkça yasaklanamaz.
Somut uyuşmazlıkta 08.09.2015 tarihinde iş sözleşmeleri feshedilen Dairemizce iş sözleşmelerinin feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilen …ve… isimli işçilerin işten çıkarılmasını protesto ve işten çıkarılanlara destek olmak için işyerinde bir kısım işçilerin 09.09.2015 günü işi bıraktıkları bu eylemin 11.09.2015 tarihine kadar 3 gün boyunca devam ettiği, tutulan tutanak ve tanık beyanlarından davacının da eyleme katıldığı, her ne kadar işçilerin işten çıkarılan işçilere yönelik dayanışma amacıyla iş yavaşlatabilecekleri, protesto eylemi yapabilecekleri kabul edilse de somut uyuşmazlıkta bunun 3 gün kadar sürdüğü dikkate alındığında eylemin ölçülü kabul edilemeyeceği, feshin geçerli nedene dayandığı, bu açıdan ilk derece mahkemesinin davanın (davacının işe iadesi) ve sendikal tazminat talebinin kabulüne yönelik kararının dosya içeriğine uygun olmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken başvurunun işe iade yönünden esastan reddi ile sendikal tazminat yönünden kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.530,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 16/10/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”






