Türkiye İş Kurumu ( İŞKUR) tarafından finanse edilen Toplum Yararına Programlar (TYP), çok sayıda kişinin yararlandığı yeni bir istihdam türüdür.
TYP uygulamasıyla işsizliğin yoğun olduğu dönemlerde veya bölgelerde, doğrudan veya yüklenici eliyle toplum yararına bir iş ya da hizmetin gördürülmesi yoluyla, özellikle iş bulmakta zorluk çeken kişilerin istihdamı hedeflenmektedir.
TYP uygulamasının asıl amacı, istihdamında güçlük çekilen kişilere çalışma alışkanlığı ve iş disiplini kazandırmaktır.
TYP, ihtiyaç doğrultusunda yaygın alarak uygulama alanı kazanmış, özellikle okullarda 9 ay boyunca istihdama imkan veren bir uygulama halini almıştır.
Her yıl yüzbinlerce kişinin yararlandığı TYP’lerin statüsü zaman zaman tartışma konusu olmakta, işçi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği merak edilmektedir.
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İstihdam Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın Toplum Yararına Program Genelgesi’nin (2013/1) Toplum Yararına Program Katılımcı Taahhütnamesi’nde (EK-3) şu ifadeler yer almaktadır:
“Toplum Yararına Program (TYP) işsizliğin yoğun olduğu dönemlerde veya yerlerde doğrudan veya yüklenici eli ile toplum yararına bir iş ya da hizmetin gerçekleştirilmesi yoluyla özellikle istihdamında zorluk çekilen işsizlerin çalışma alışkanlık ve disiplininden uzaklaşmalarını engelleyerek işgücü piyasasına uyumlarını gerçekleştirmek ve bunlara geçici gelir desteği sağlamak amacıyla yapılmaktadır. Bu nedenle TYP, herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsü kazandırmaz.”
Açıkça görüleceği gibi, Genelge’de TYP kapsamında çalışmanın, işçilere herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsü kazandırmayacağı vurgulanmıştır.
Bu husus, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2017/772 Esas ve 2017/1321 sayılı Kararına konu olmuştur. Yargıtay’ın kararında şu hükme varılmıştır:
“… Yine bu yönetmeliğe ilişkin Türkiye İş Kurumu tarafından Toplum Yararına Program Genelgesi çıkarılmıştır. Genelgeye ek katılımcı taahhütnamesinin birinci maddesinde “TYP herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsünü kazandırmaz” yönünde ibare bulunmaktadır.
Diğer taraftan Anayasa’nın 128/2 maddesi uyarınca “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir”. Memur ve kamu görevlileri ise yukarda belirtildiği gibi memur, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda işçilerde, belirsiz, belirli süreli sözleşmelerle, geçici veya daimi kadro da, asıl-alt işveren ilişkisi veya ödünç iş ilişkisi kapsamında çalıştırılabilir. Toplum yararına program kapsamında katılımcı olarak çalıştıranlar sözleşmeli personel, geçici personel değildir. Türkiye İş Kurumu işveren olmadığına göre asıl-alt işveren ilişkisi de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. Maddesi kapsamında kabul edilemez. Ayrıca aynı kanunun 7. Maddesi uyarınca geçici (ödünç) iş ilişkisinin yasal unsurları da bulunmamaktadır. O halde yaptıkları iş ve yönetmeliğin 72. Maddesi değerlendirildiğinde işçi oldukları açıktır. İşçi program kapsamında katıldığı kurumda veya işyerinde iş görme edimini hizmet sağlayıcısına karşı yerine getirmektedir. İhale ile hizmet sağlayan yüklenici ücretini ödemektedir. Bu nedenle iş ilişkisi yüklenici ile kurulmuştur.
Anılan yönetmelik hükümleri yasal düzenlemeler ile birlikte irdelendiğinde, her ne kadar genelgeye ek katılımcı taahhütnamesinin birinci maddesinde “TYP herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsünü kazandırmaz” yönünde ibare bulunsa da işsizlerin başvurusu sonrası noter kurasıyla veya listeye girmesi üzerine kamu kurum veya kuruluşları, sivil toplum kuruluşları veya özel sektör işyerlerinde çalıştıkları, iş için başvuruda bulunanın bu yönde bir taahhütte bulunmasının statüsünün işçi sayılmasını engellemeyeceği, programa katılanların yaptıkları iş ve yönetmeliğin 72. maddesi değerlendirildiğinde, kişinin TYP uyarınca Belediye’ye ait işyerinde çalışmasıyla Belediye ile işçi arasında işçi işveren ilişkisinin kurulacağı, bu kişilerin de işçi sayısına dahil edilmesi gerektiği şüphesizdir.”
Sonuç olarak Yargıtay’ın bu kararı ile TYP kapsamında çalışan kişilerin statüsüne ilişkin tartışmaya son nokta konulmuştur. TYP kapsamına çalışanların statüsünün işçi olduğu açıktır. Ancak Toplum Yararına Program Genelgesi’nde hükümler dikkate okunduğunda, TYP kapsamında çalışmanın ‘herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsü kazandırmayacağı’ vurgulanmaktadır. Yani esasında vurgulanmak istenen, TYP ile bir kamu kurumda çalışmış olmanın geçici ya da sürekli mahiyette “kamu işçiliği” hakkı ya da statüsü doğurmayacağıdır. Bu anlamda Genelge ile Yargıtay kararın da çelişmediğini değerlendiriyoruz.
Neticede, Yargıtay kararı ve Toplum Yararına Program Genelgesi birlikte incelendiğinde, TYP kapsamında çalışanların 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçi oldukları, ancak kamu kurumu işçisi sayılmayacaklarını değerlendiriyoruz.






