Sosyal güvenlik mevzuatında yarım çalışma olarak tanımlanan uygulama, doğum yapan kadın işçilerin,
– Birinci doğumda 60 gün,
– İkinci doğumda 120 gün ve
– Üçüncü doğumda 180 gün süreyle yarım gün çalışabilmelerini kapsamaktadır.
Çoğul gebeliklerde yukarıdaki sürelere 30 gün eklenir. Çocuğun engelli doğması hâlinde ise süre doğrudan 360 gün olarak uygulanacaktır. Ayrıca 3 yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçi de bu haklardan faydalanabilmektedir.
İşçinin yarım zamanlı olarak çalışmadığı sürelere ilişkin ücreti ise 4447 sayılı Kanunu Ek 5’nci maddesi uyarınca İŞKUR aracılığı ile İşsizlik Sigortası Fonundan ödenmektedir. Yarım Çalışma Ödeneği olarak adlandırılan bu ödeneğin süresi, 4857 sayılı Kanunun 63. maddesinde belirtilen haftalık çalışma süresinin (45 saat) yarısı kadardır.
Yarım çalışma ödeneği, çalışılan aya ait aylık prim ve hizmet belgesinin ilişkin olduğu aydan sonraki ikinci ay içinde İşsizlik Fonu’ndan aylık olarak ödenir. Yarım çalışma ödeneğinin günlük miktarı, günlük asgari ücretin brüt tutarı kadardır.
Yarım çalışma ödeneğinden faydalabilmek için işçinin adına doğum veya evlat edinme tarihinden önceki son 3 yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi bildirilmiş olması gerekir. Ayrıca işçinin 30 gün içinde başvurması şarttır.
Peki bu esaslara göre ödenen Yarım Çalışma Ödeneğinden kaç işçi faydalanmaktadır?
Türkiye İş Kurumu verilerine göre Temmuz ayında 1.861 kişiye Yarım Çalışma Ödeneği kapsamında 1.556.604 TL ödendi. Haziran ayında ise 1.870 kişiye Yarım Çalışma Ödeneği kapsamında 1.604.798 TL ödendi. Mayıs ayında da 2.070 kişiye Yarım Çalışma Ödeneği kapsamında 1.675.285 TL ödendi.
Son üç aylık veriler, Yarım Çalışma Ödeneğinden yararlanan kişi sayısının birbirine yakın rakamlarda seyrettiğini ve ortalama olarak aylık 1900 kişinin yararlandığını gösteriyor. Oysa Türkiye’de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’n 4 -a maddesi kapsamında yaklaşık 14 milyon işçi çalışmaktadır. 14 milyon işçiye karşılık 1900 kişinin yarım çalışma ödeneğinden yararlanması, uygulamanın işçiler tarafından tam olarak bilinmemesiyle ve uygulamaya işverenin sıcak bakmamasıyla ilgilidir. Kanun, işçilerin yarım çalışma uygulamasınan ‘istekleri hâlinde’ yararlanabileceğini düzenlemiştir. İşçilerin uygulamayı tam olarak bilmemesi neticesinde talepte bulunmaması ve işverenin işçinin yarım gün çalışma isteğine masafeli yaklaşımı, yarım çalışma uygulamasından faydalanan işçi sayısının sınırlı sayıda olması sonucunu doğurmaktadır.






