Sendika özgürlüğü Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sında güvence altına alınan sosyal ve temel haktır.
Bu hak Anayasa’nın ikinci maddesinde ifadesini bulan “sosyal devlet” ilkesinin gerçekleşmesine aracı olur.
Anayasa’nın 51. maddesine göre sendika özgürlüğünün klasik ve en önemlisi sosyal bir temel hak olduğu ortadadır. Söz konusu maddenin içeriğinden sendika özgürlüğünün bireysel ve toplu sendika özgürlüğünü kapsayan çifte temel hak özelliği olduğu anlaşılmaktadır.
İşçinin sendika kurma, sendikaya üye olma özgürlüğüne pozitif sendika özgürlüğü denir.
İşçiler önceden izin almadan sendikalar ve üst kuruluşlar kurma hakkına sahip oldukları gibi, sendikalara serbestçe üye olup, üyelikten çekilebileceklerdir.
Öte yandan iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle feshedildiğinin ispat yükü davacı işçiye aittir.
İşverenin, işçinin iş sözleşmesinin sendikaya üye olması sebebiyle feshetmesi halinde, sendikal nedenlerle fesih söz konusudur.
İşçinin sendikal üyeliği sebebiyle feshe karşı korunması kapsamına, işçinin bağımsız bir sendika üyesi olması gibi böyle bir sendikaya üyelik teklifinde bulunulması da girmektedir.
Sendikal faaliyet ise işçilerin sendikanın toplantılarına katılması, yeni üye kaydetme çalışmaları, sendika yetkilileriyle görüşme, sendika ile ilgili seçimlere ve oylamaya katılma olabilir.
İşçilerin sendikaya üye olma hakkı olumlu sendika hürriyetinin bir sonucu olup sendikal nedenle fesihten bahsedebilmek için işçinin ayrıca sendikal faaliyete katılmış olması da şart değildir.
Sözleşmesi feshedilen işçinin sendika üyesi olduğunu ispat etmesi, feshin sendikal nedenlerle yapıldığı anlamına gelmez.
İşçinin ayrıca feshin sendikal nedenlerle yapıldığını ispat etmesi gerekir.






