Yükleniyor...

Belediye Şirketlerinde Huzur Hakkı Ödemesi Yapılabilir Mi?

huzur.png

Belediyeler kendilerine verilen görev ve hizmet alanlarında anonim ve limited şirket kurabilmektedir.

Bu şirketler özel hukuk tüzel kişisi olup, istisnai durumlar dışında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidirler.

Belediye şirketlerinin karar organı genel kurul; yönetim ve temsil organı ise anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde ise müdür, birden fazla müdür varsa müdürler kuruludur.

Belediye başkanları, başkan yardımcıları ve meclis üyeleri ile belediyede görev yapan memurlar ve diğer personel, belediyenin iştirakinin bulunduğu şirketlerin yönetim organında görev alabilir.

Belediye şirketlerinin yönetim organında görev alanlara, ilgili mevzuat gereğince huzur hakkı ödemesi yapılabilir. Huzur hakkı, kanun ve ana sözleşme kapsamında ifa edilen görev ile yüklenilen yükümlülük ve sorumlulukların karşılığı olarak yönetim kurulu üyelerine/müdürlere yapılan ödemedir.

Bu ödemenin yapılabilmesi için şirketin kâr etmesi zorunlu değildir.

Peki, belediye şirketlerinin yönetiminde görev alan belediye personeline huzur hakkı ödemesi yapılabilir mi?

Huzur hakkına ilişkin mevzuatta alt ve üst limitler öngörülmüş müdür?

Huzur hakkı tutarı belirlenirken nelere dikkat edilmelidir?

Belediye şirketlerinde huzur hakkı ödemesi yapılabilmesinin kanuni dayanakları nelerdir?

Bu yazımızda konu, anonim ve limited şirketler bakımından ayrı ayrı ele alınacaktır.

Anonim Şirket Şeklinde Kurulan Belediye Şirketlerinde

 Türk Ticaret Kanununun “Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları” başlıklı 394. maddesinde “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.” denilmektedir. Bu hüküm gereğince anonim şirket şeklinde kurulmuş belediye şirketlerinde yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilebilir.

Limited Şirket Şeklinde Kurulan Belediye Şirketlerinde

Aynı Kanunun 616. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre limited şirketlerde genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerinden biri de “müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi”dir. Anılan hüküm uyarınca, anonim şirketlerde olduğu gibi limited şirketlerde de yönetim organına (müdürlere) huzur hakkı ödemesi yapılabilir.

Hem anonim hem de limited şirketlerde yönetim organı üyelerine huzur hakkı ödenmesinin bir diğer dayanağı da, şirket ile organ üyeleri arasında imzalanan veya var olduğu kabul edilen sözleşmedir. Şirket ile organ üyeleri arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ne olursa olsun yönetim organı üyeleri için huzur hakkı ödemesi bir haktır.

Belediye şirketlerinde her bir yönetim organı üyesine yapılacak huzur hakkı ödemesinin eşit tutarda olması zorunlu olmayıp, genel kurul üyelere farklı tutarlarda ödeme yapılmasına karar verebilir.

Huzur Hakkının Asgari veya Azami Bir Tutarı Var mıdır?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, yönetim organı üyelerine huzur hakkı ödemesi yapılması zorunlu değildir. Genel kurul, huzur hakkı ödenmemesine karar vermiş veya bu hususta herhangi bir karar almamışsa organ üyelerine huzur hakkı ödemesi yapılmaz.

Mevzuatta huzur hakkının tutarına ilişkin asgari veya azami bir miktar öngörülmemiştir. Ancak huzur hakkı tutarının ana sözleşmede gösterilmesi veya genel kurul kararıyla belirlenmesi şarttır. Uygulamada ise genellikle, huzur hakkının tutarı genel kurul karar tarafından belirlenmektedir. Genel kurul açısından bu yetki devredilemez niteliktedir.

Bu durumda genel kurul, huzur hakkını örneğin aylık 1.000 TL, 2.000 TL gibi belli bir miktar olarak belirleyebileceği gibi, asgari ücret veya KİT yönetim kurulu üyelerine yapılan mali ödemeler gibi kendiliğinden artan kıstaslara da endeksleyebilir. Ancak, genel kurul kararında, huzur hakkı tutarının net mi yoksa brüt mü olduğunun gösterilmesi uygun olur. Aksi takdirde, genel kurulca belirlenen tutar, brüt olarak kabul edilir ve bu tutar üzerinden gerekli kesintiler yapıldıktan sonra ödeme yapılır.   

Kesintiler hakkında bilgi vermek gerekirse, yönetim organı üyelerine yapılan huzur hakkı ödemelerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94. ve 103. maddeleri uyarınca gelir vergisi ve aynı zamanda 2019 yılı için binde 7,59 oranında damga vergisi tevkifatı yapılacağını belirtelim.

Huzur Hakkının Belirlenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.12.2017 tarihli ve E.2017/3253, K.2017/7015 sayılı kararında, huzur hakkına ilişkin olarak, “Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir. Ücretin miktarı ise şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir.” denilmektedir.

Yüksek Yargının söz konusu kararı, huzur hakkı tutarının belirlenmesinde şirketlere yol gösterici niteliktedir.

Sonuç olarak;

– Belediye şirketlerinde yönetim organı üyesi (anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi, limited şirketlerde müdür) olarak görev yapan belediye yöneticileri ve çalışanları ile diğer kişilere, ifa ettikleri görevin karşılığı olarak şirket bütçesinden huzur hakkı ödemesi yapılabilir.

– Huzur hakkı ödemesinin yapılıp yapılmayacağına ve yapılacaksa tutarına karar verme yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Dolayısıyla, yönetim organı üyeleri kendilerinin ücretini belirleyemeyeceği gibi, belediye başkanı veya belediye meclisi de bu hususta karar almaya yetkili değildir.

– Yönetim organı üyelerine yapılacak huzur hakkının tutarı; şirketin niteliği, büyüklüğü, faaliyet alanı ve faaliyet dönemi içerisindeki ekonomik durumu dikkate alınmak suretiyle makul ölçülerde ve dürüstlük kuralına uygun olarak ve ayrıca söz konusu hak kötüye kullanılmadan belirlenmelidir.

 

 Sinan Gürhan Alsanç