İşin ve iş organizasyonunun niteliği gereği, işçilerin zaman zaman kanuni çalışma süresinin üzerinde çalışması gündeme gelebilmektedir. Kanuni tanım itibarıyla fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. (4857 sayılı Kanun m.41) Tartışmaların yoğunlaştığı alan ise işçinin fazla çalışmasının ispatının nasıl ortaya konulacağıdır.
Her şeyden evvel ispat yükünün fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi üzerinde olduğu unutulmamalıdır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatının mümkün olduğu ön bilgisi sunulduktan sonra belirtilmelidir ki yazılı delil kapsamında nelerin yer aldığı tanıkla ispatta hangi hususların önem arz ettiği yazının devamında incelemeye konu olacaktır. Fazla çalışmanın ispatı noktasında Yargıtay içtihatlarında yerleşik hâle gelmiş ifadelerden yola çıkarak ve hatta 9. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2025 tarihli kararı esas alınarak şu belirlemelere gidilecektir:
İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğini haizdir. Diğer bir ifade ile bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılacaktır. Şayet imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi imkan dahilinde değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönünde ihtirazı kayıt söz konusu ise bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilecektir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlanması gerekecektir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
İşçi; işyeri kayıtları, işyerine giriş ve işyerinden çıkışa dair belgeler, işyeri iç yazışmalarını ispat mahiyetinde öne sürebilecektir zira bu belgeler delil niteliğindedir. Öyle ki kimi durumda fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanması mümkün olmamaktadır. Burada tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekecektir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemeyeceğinin altı çizilmelidir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilecek işçinin fiîlen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı incelenmelidir. ( Bahsi geçen karar için bkz. Yarg. 9. HD. E. 2025/5147 K. 2025/8452 T. 04.11.2025)
Fazla Çalışma İspatında Tanık Anlatımlarına Yargıtay’ın Yaklaşımı Nedir? Hakkaniyet İndirimi Uygulanmakta Mıdır?
Yukarıda bahsedildiği üzere fazla çalışmanın tanıkla ispatı yoluna gidildiyse Yargıtay burada işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemeyeceğini vurgulamaktadır. Öyleyse tanık beyanlarının ispat noktasında değer kazanabilmesi için, tanığın olabildiğince doğrudan gözlem ve deneyime dayalı bilgiye sahip olması gerekmektedir. Yine davacı işçi ve tanık arasındaki “menfaat birlikteliği”, tanığın beyanına ihtiyatla yaklaşılması gerektiği ve bu beyanlar doğrultusunda sonuca gidilemeyeceği şeklinde değerlendirilmektedir. Buradan hareketle fazla çalışma ispatında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarının titiz bir incelemeden geçeceği açıktır.
İşçinin fazla çalışma alacaklarından indirim yapılması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamakla beraber fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay tarafından son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı bir uygulama halini almıştır. Bu indirim, dosyadaki delillerin durumu ve niteliğine göre yapılması gerekli uygun bir indirim olarak belirtilmektedir. Fakat fazla çalışmada ispat, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanıyorsa böyle bir indirime gidilmeyecektir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline, işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma ücreti miktarına göre takdir edilmelidir. (Bkz. Yarg. 9.HD. E.2020/8810 K. 2021/4013 T. 16.02.2021)
Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında tanık beyanlarına dayanılarak fazla çalışma yapıldığının kabul edildiği olayda hesaplanan değer üzerinden %30 hakkaniyet indirimi yapılmasını, fazla çalışmanın yazılı belge ile kanıtlanamamış olup takdiri delillerle kanıtlandığından bahisle isabetli görülmüştür.
Kararda yer alan anılı kısım şu şekildedir;
“…Fazla çalışma ücretinden indirimi öngören bir yasal düzenleme olmasa da bir işçinin günlük normal çalışma süresinin üzerine sürekli olarak, fazla çalışma yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Hastalık, mazeret, izin gibi nedenlerle belirtilen şekilde çalışılamayan günlerin olması kaçınılmazdır. Böyle olunca fazla çalışma ücretinden bir indirim yapılması gerçek duruma uygun düşer…Somut uyuşmazlıkta, davacı tanıklarının beyanlarına göre haftalık 18 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilerek hesaplanan değer üzerinden %30 hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulmuş ise de fazla çalışma olgusu yazılı belge ile kanıtlanamamış olup takdiri delillerle kanıtlandığından hakkaniyet indirimi yapılmasında bir yanlışlık yoktur. Ne var ki tanık beyanları ile davacı işçinin yaptığı işin niteliği ve usuli kazanılmış hak gözetilerek uygun bir oranda indirim yapılması gerekir…”( Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2015/1616 K. 2016/128 T.29.01.2016)