4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır.
Dolayısıyla işçi çalışırken kullanmadığı yıllık izin ücretini talep edemez.
Önceki yıllardan kalan ve kullanmadığı izinlerini, izin olarak talep edebilir.
İş sözleşmesinin feshi gerçekleşmişse; bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi yoktur. Yani işçi haklı veya geçerli bir nedenle işten çıkarılmış olsa da kullanmadığı yıllık izni varsa, bu izne ilişkin ücretin ödenmesi gerekir.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir.
Bu hususta çok sayıda Yargıtay kararı söz konusudur.
Bu nedenle işverenlerin yıllık izinlerin kullandırıldığına dair kayıtlı özenle tutmaları gerekir.
Aksi halde yıllık izinlerin kullandırılmadığına hükmedilebilir.
9. Hukuk Dairesi’nin 2011/31124 Esas ve 2013/25422 sayılı Kararına göre, işveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
İş sözleşmesinin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir.
Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür.
Bu nedenle zaman aşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Dolayısıyla işçi, kullanmadığı yıllık izin alacağına dair davayı işten çıkarıldıktan itibaren 5 yıl içinde açabilir.






