İş hukukunun temel mevzuata olan 4857 sayılı İş Kanunu, işçi veya işverene, haklı nedenle derhal fesih imkanı vermiştir.
İş Kanunu’nun 24. ve 25. maddesinde yer alan “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” işçi ve işveren açısından, haklı nedenle derhal fesih imkanı getirmiştir.
Ancak bu yetki çeşitli sınırlamalara da tabidir.
İşçi ya da işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, bu yetkinin kullanılma süresi sınırsız değildir.
Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26. maddesinde, fesih nedeninin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür.
Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz.
Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren 6 işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 1 yıl olarak belirlenmiştir.
4857 sayılı İş Kanununda, işçinin maddî çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür.
O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddî bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkânı vardır.
Peki 6 günlük süreye, olayın öğrenildiği gün dahil midir? Yoksa 6 günlük süre, olayı takip eden gün mü başlar?
6 iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar.
Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda 6 iş günlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar.
Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün 6 iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur.
Ancak 1 yıllık sürede durum farklıdır. 1 yıllık süre her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar. Yani her durumda, haklı fesih yetkisinin fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 1 yıllık sürede kullanılması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde öngörülen 6 iş günlük ve 1 yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren 6 iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkanını ortadan kaldırır.
Bu süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.






