İşçilerin hafta tatiline hak kazanma usul ve esasları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “ Hafta tatili ücreti” başlıklı 46. Maddesinde düzenlenmiştir.
Bu göre; Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere, tatil gününden önceki iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 dört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.
Çalışılmayan hafta tatili günü için, işveren tarafından o günün ücreti, bir iş karşılığı olmaksızın tam olarak ödenir.
Dolayısıyla işçinin hafta tatiline hak kazanabilmesi için haftanın iş günlerinde çalışmış olması gerekir ve bu çalışma sonunda dinleme amacıyla hafta tatiline hak kazanır.
Bir diğer ifadeyle hafta tatiline hak kazanma koşulu, hafta içinde çalışmaktır.
Ancak Kanun’la bazı durumlar, işçinin hafta tatiline hak kazanması açısından çalışmamış olsa da çalışılmış kabul edilir:
Bunlar;
a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,
b) Doğum, ölüm ve evlilik gibi mazeret izinleri.
c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri.
Dolayısıyla yukarıda sayılan durumlar, hafta tatiline hak kazanma açısından çalışılmış günler gibi hesaba katılır.
Bütün bunlara göre, çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri ( ulusal bayram ve genel tatil günleri) hafta tatili ücretinin hesabında çalışılmış gibi hesaba katılır.
Aynı şekilde işveren tarafından bir haftalık süre içinde kalmak üzere verilen diğer izinler ( ücretsiz izin, idari izin v.s) hafta tatiline hak kazanma hakkını zedelemez.
Bu nedenle işçinin işçiye verilen ve 1 haftalık süreyi aşmayan ücretsiz izinler, hafta tatiline hak kazanılmasını engellemez.






