Yükleniyor...

Yargıtay’dan Önemli Kıdem Tazminatı Kararı

22. Hukuk Dairesi, kıdem ve ihbar başta olmak üzere işçilik alacaklarıyla ilgili önemli bir karara imza attı.
8148-0.jpg

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının, çalışılan süreler ile dinlenen tanıklar neticesinde, bilirkişi olmadan ispatlanabileceğine hükmetti. Bu nedenle işçilik alacaklarına ilişkin talebin, bilirkişi ücretinin zamanında yatırılmaması nedeniyle reddedilemeyeceğine karar verdi.

24 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Yargıtay kararında, tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasının teknik ve uzmanlık gerektirmediğine işaret edilerek şirkette çalışılan sürelerin ve dinlenen tanıkların beyanları neticesinde alacak taleplerinin ispatlanabildiğine vurgu yapıldı. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceğinin de altı çizildi. 22. Hukuk Dairesi, bu hususlar neticesinde kıdem, ihbar ve diğer alacak talebini, ‘bilirkişi ücretinin zamanında yatırılmadığından bahisle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle’ reddeden yerel mahkemenin kararını bozdu.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin kararına konu olan somut olay şöyle gelişti;

12 yıl boyunca çalıştığı şirketin iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın feshettiğini ileri süren işçi, kıdem ve ihbar tazminatı, hafta tatili çalışması alacağı, fazla mesai alacağı, yıllık izin alacağı ve genel tatil alacaklarının tahsili için dava açtı. Davayı gören Nevşehir 1. İş Mahkemesi, dosyanın Bursa İş Mahkemesi’ne gönderilerek iş hukuku alanında uzman bir bilirkişiye tevdii edilmesine ve davacı vekili tarafından bilirkişi ücreti olarak 150 TL’nin, duruşma tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içinde mahkeme veznesine yatırılmasına karar verdi. Mahkeme 17.05.2016 tarihli celsede; davacı tarafından 04.05.2016 tarihinde 150 TL yatırılmış olmakla birlikte, bilirkişi masrafının kesin süre içinde yatırılmadığından ‘davanın ispatlanamadığından’ reddine karar verdi.

Yerel mahkemenin kararı, kanun yararına bozulması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edildi. Anlaşmazlığı görüşen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını 04.05.2018 tarihinde oy birliğiyle bozdu.

Yargıtay kararında şu hükümlere yer verildi;

Öncelikle belirtmek gerekir ki, delil ikamesi avansının süresinde yatırılmaması nedeniyle davanın kanıtlanmadığından söz edilebilmesi için, öncelikle o delilin, uyuşmazlık konusu olaya ilişkin iddianın ispatı ile doğrudan ilgili olması gerekir. Deyim yerindeyse, o delil olmadan o vakıanın ispatı mümkün olmamalı, taraf, delil avansını yatırmadığından delilden vazgeçmiş sayılınca, o vakıa tümüyle ispatsız kalmalıdır ki bu yönde karar verilebilsin. Bu bağlamda, herkesçe bilindiği üzere uygulamada hakimin salt işlerin yoğunluğundan dolayı aldığı bilirkişi raporunun davanın ispatı ile doğrudan ilgili bulunmaması halinde, bilirkişi ücretinin yatırılmadığından söz edilip, kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmaz.

Somut olayda, mahkemece depo edilmesi istenen bilirkişi ücretinin yukarıda açıklandığı üzere uyuşmazlık konusu vakıaya ilişkin iddianın ispatı ile doğrudan ilgili olmadığından verilen süre usulüne uygun ve kesin değildir. Kaldı ki, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Dava konusu tazminat ve alacakların hesaplanması da teknik ve uzmanlığı gerektirmemektedir. Tüm dosya kapsamı, dava konusu alacak talepleri, davacının davalı şirket nezdinde geçen çalışmaları ile dinlenen davacı tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu bir kısım alacak taleplerinin de ispatlandığının anlaşılmasına göre davanın ispatlanamadığından bahiste reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay kararına ulaşmak için tıklayınız.