İşveren, yıllık izne çıkmamakta ısrar eden işçisini, belirleyeceği bir tarihte zorunlu olarak yıllık izne gönderebilir. Özellikle kamu kurumları açısından, birikmiş yıllık izinlerinin kullandırılması aynı zamanda işverenin sorumluluğudur. Yıllık ücretli izin, işverenin yönetim hakkı kapsamında işçiye yılın herhangi bir zaman diliminde ya da daha sonraki bir dönemde kullandırılabilir.
Yargıtay içtihatlarına göre; Yıllık izin zamanını belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan, işçinin kendiliğinden ayrılması söz konusu olmaz. İşçinin yıllık iznini kullandığını belirterek işyerine gelmemesi, işverence izinli sayılmadığı sürece devamsızlık halini oluşturur.
Yıllık ücretli izinler, işverenin yetkisinde olup, işyerindeki çalışma ve iş ortamına göre, işverenin uygun göreceği gün ve zamanlarda kullandırılır. İşyerindeki çalışma barışı, işçinin ekonomik durumu, köyü gibi hususların da elbette, işverenler tarafından dikkate alınması gerekmektedir.
Örneğin; köyü ile bağlantıları devam eden bir işçinin, yıllık ücretli iznini Temmuz veya Ağustos aylarında kullanmak istemesi durumunda, işverenlerin de bu işçinin haklı talebini dikkate alarak, işyerindeki çalışma ortamını aksatmayacak şekilde, yıllık ücretli izinlerin sıraya konularak kullandırılması gerekir.
Yıllık ücretli izin hakkının işçi tarafından sürekli kullanılmak istenmemesi veya işveren tarafından kullandırılmaması, Anayasa’ya ve 4857 sayılı Kanuna aykırı olup, hayatın olağan akışına da uygun düşmez. Bu nedenle, yıllık ücretli iznin işçilere mutlaka her yılı izninin gelecek hizmet yılı içinde kullandırılması gerekir.
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 8. maddesine göre İzin Kurulu veya işveren, işçinin istediği izin kullanma tarihi ile bağlı değildir. Ancak, izin sıra ve nöbetleşmesini göstermek üzere söz konusu kurulca düzenlenecek çizelgeler işçinin talebi ve iş durumu dikkate alınarak hazırlanır. Aynı tarihe rastlayan izin isteklerinde; işyerindeki kıdem ve bir önceki yıl iznini kullandığı tarih dikkate alınarak öncelikler belirlenir.






