Yıllık izinde geçen süreler işçinin belirli bir süre çalışmasına bağlı haklarının kullanılmasında dikkate alınırken, fiili çalışmasına bağlı fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil gibi alacakların hesabında dikkate alınmaz.
Ücretsiz izin süreleri ise hem belirli bir süre çalışmaya bağlı hakların hesabında hem de fiili çalışmaya bağlı hakların hesaplanmasında dikkate alınamaz.
İşçinin fiili çalışması bulunmayan dönemde ücretsiz izinde mi yoksa yıllık ücretli izinde mi olduğunun tespiti bu noktada önem arz etmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 52/1. maddesi gereğince, iş yerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.
4857 sayılı Kanun’un 57/1. maddesine göre ise işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.
İşçinin yıllık izin talebinde bulunmaması işverenin işçiye yıllık izin kullandırma yükümünü ortadan kaldırmaz.
Yıllık iznin ne zaman kullanılacağını belirleme yetkisi işverene ait olduğu için, işçinin, işverenin yıllık izne çıkarma talebini kabul etmeme yetkisi bulunmamaktadır.
Ücretsiz izin ise iş hukuku mevzuatımızda açık olarak düzenlenmiş bir müessese değildir.
Bunun tek istisnası ücretsiz analık iznidir.
Bunun dışında Kanunda ücretsiz izin uygulamasına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.
Bununla birlikte uygulamada iş sözleşmesi taraflarınca anlaşılarak ücretsiz izin yoluna gidildiği görülmektedir.
Ücretsiz izin uygulaması bir tarafın talebini diğer tarafın kabulüyle yapılabilir.
Bu hem işçi hem de işveren bakımından geçerlidir.
Nitekim, işçinin de hangi nedene dayanırsa dayansın, ücretsiz izin talebi işverenin kabulü ile sonuç doğurur.
İşçinin de tek taraflı olarak ücretsiz izne çıkması mümkün değildir.
Ücretsiz izin talebinin işçinin kabulüyle sonuç doğurduğundan söz edebilmek için talepte izin süresinin somut olarak belirtilmesi gerekir. ( Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2022/1756 E, 2022/2268 K.)
Dolayısıyla ücretsiz izin uygulamasının söz konusu olabilmesi için, ‘çifte rıza’ da diyebileceğimiz işçi ve işverenin karşılıklı rızasının söz konusu olması gerekmektedir.
Bir diğer ifade ile işçinin tek taraflı olarak ücretsiz izne çıkması mümkün olmadığı gibi işverenin de işçinin rızası olmadan çalışanı ücretsiz izne gönderme hakkı yoktur.
Bu kuralın tek istisnası, kadın işçilerin 16 haftalık analık izninin bitiminden itibaren kullanabileceği 6 aylık ücretsiz doğum iznidir. Zira bu izin, Kanun’da tanımlanmış ve işçiye tanınmış bir hak olduğu için işverenin onayına bağlı değildir.






